Dünya üzerinde keşfedilememiş bir yer “Kuzey Sentinel Adası”


Biliyor muydunuz?

Dünya üzerinde henüz keşfedilememiş bir ada mevcut. Adada yaşayan yerlilerin, dışarıdan gelen hiç kimseyi adaya kabul etmemesi sonucu ‘Kuzey Sentinel Adası’ keşfedilememiştir. Adayı keşfetmeye gelenleri mızraklarla, taşlarla saldırıp, yaralayıp hatta öldürüp adadan geri göndermektedirler…

Bu yazımız da keşfedilememiş, gizemli ve tehlikeli Kuzey Sentinel adasını tanıyacağız.

Kuzey Sentinel Adası :

– Bengal Körfezi’ndeki Andaman Adaları’ndan biri olan ve Hindistan devletinin Andaman ve Nikobar adaları yönetim biriminde yer alan adadır. ( Kaynak: Vikipedi)

**Ada halkını oluşturan Sentinel Kabilesinin, yaklaşık olarak 60.000 yıl önce Afrika üzerinden Asya’ya göç eden bir kalabalıkla adaya yerleştikleri düşünülüyor.

**Dünya’nın en izole adası olarak geçen bu adanın en ilginç özelliği; yerlilerin depremi önceden sezinleyip adanın yüksek kesimlerine kaçmasıdır.

**Dünyadan izole yaşadıkları için günümüz teknolojilerinden uzak yaşamaktadırlar. Hatta ateşi bile bulamayan bu toplum adada ateşin oluşması için yıldırım çarpmasını bekledikleri düşünülmektedir..

**Hindistan’a bağlı olan bu adaya, Hindistan hükûmeti bile gönderdikleri hediyeler dışında herhangi bir iletişim kuramamaktadırlar.

**Binlerce yıldır adadan dışarı çıkmadıkları için bulaşıcı hastalıklara da bağışıklık kazanamamışlardır. Bu nedenle dışarıdan birinin onların yanına yaklaşması onlar için ayrıca bir risk unsurudur.Bu nedenle Hindistan adaya ulaşımı yasaklamıştır.

**1880 yılında İngiliz bilim insanı M.V Portman beraberindeki ekiple birlikte Kuzey Sentinel adasına gidip 6 yerliyi adadan kaçırmıştır. Bu kaçırılan yerlilerin bir kısmı ilk defa ada dışına çıktığı için dünya üzerindeki diğer virüslere bağışıklık kazanmadıklarından dolayı öldüler. Hayatta kalanlara ise keşif ekibi hediye vererek adaya geri bıraktılar.

***ABD’li misyoner John Allen Chau Hindistan hükûmetinin yasaklarına rağmen adaya Hristiyanlığı yaymak amacıyla ulaşmayı başarmıştır. Fakat ada halkı onu mızraklarla öldürmüştür. Hindistan polisi, misyonerin cesedine ulaşmak için adaya keşife gitmeye kalksa da ada yerlileri mızrak ve sapanlarla adaya girmelerine müsaade etmemiştir.
Adada nüfus ?

Ada halkı dışarıdan gelmeleri engelledikleri için ada tam olarak keşfedilemediğinden nüfusu da tam olarak bilinememektedir. Hindistan yönetimi, helikopterle adayı keşfetmeye çalışmış nüfusun tahmini 55-60 kişi olduğunu belirtmiştir.

**Dış dünya ile bağlantı kurmadıkları için ilkel şartlarda yaşamaktadırlar.

**Adaya bağlantı kurmaya gelenlere dostça yaklaşmamaktadırlar. O nedenle bu ada dünyanın en izole ve en tehlikeli adası olarak kalmıştır..

Sen gittin “Göçmenim” ben bu dünya da ‘ANNEM’ …


25 Aralık  2019 soğuk bir kış günün de sen gittin..

Babam gidince devletim yıkıldı, sen gittin ana yurdumdan kovuldum,

Ben göçmen kaldım bu yalan dünya da..

Dil bilmez, iz bilmez kimsesiz sahipsiz bir göçmen gibi  en kötüsü de sensiz kaldım..

Sen gittin ben nefret ettim bu adına “yaşamak” dedikleri ızdırabdan..

Sen gittin suyun bile tadı kalmadı damağımda..

Sen gittin  “hayat devam ediyor” dediler, bu cümlenin soğukluğu sardı dört bir yanımı..

Bütün sevinçlerimin, gülmelerimin hemen arkasında duruyor senin yokluğun..

Hani benim en güçlü yanım, hani benim güç bulduğum dağım .. Nerede?

Ne kadar daha sürecek bu özlem? En zoru da bu belirsizlik günleri ..

En zoru da işten eve gelince kapıyı açmak, senin yokluğun karşılıyor şu göçmen yüreğimi..

Sevgi dolu içten bakışın gülüşün sıcaklığın, Nerede ?

Orada kiminle, ne yapıyorsun nasılsın o kadar çok merak ediyorum ki..

Seni o kadar çok özlüyorum ki bunu kelimelere dökemiyorum..

İçimde fırtınalar,savaşlar ve ateşler içinde bir ülke var..

Neredesin Anne ?

 

 

 

 

 

 

Thomas More’un ÜTOPYASI üzerine ..


Sevgili takipçilerim merhaba,

Size kısa süre önce okuduğum bir kitap olan ÜTOPYA adlı eseri kendimce yorumlayacağım…

Thomas More kitabında kominist bir düzeni andıran ama halkın bir düzen içinde yönettiği, yer yer katolik inancından betimlemeler yaparak, kısmen bizim Köy Enstitülerine de benzetebileceğimiz bir yapıyı Ütopya diye isim verdiği kendi küçük adasında bizlere aktarmıştır. Thomas More, kitabında dönemin hristiyan dünyasını birlik ve beraberliğe çağırdığı da görülmektedir. Bunu eleştirisel bir dille gündeme getirmiştir. Bizde bu eleştirileri günümüz müslüman dünyasına buna benzer bir kitapla yöneltebilir miyiz? Thomas More yüzyıllar önce bu kitabı kaleme aldığında hristiyan ülkeleri birbirleriyle savaş halindeydi, günümüze bakarsak aynı durum biz müslümanlar arasında da vuku bulmaktadır. Bizimde bir Ütopya yazıp müslüman dünyasını eleştirmemiz mi gerekiyor ? Böyle bir kitap yazdık diyelim kitap kaç müslüman ülkesinde yok satar? Müslümanların kitap okuma alışkanlığını araştırsak sizce sonuç ne çıkar? Neyse konumuz müslüman dünyasının sorunları değil bunu başka bir makalemizde uzun uzadıya ele alabiliriz. Thomas More’un Ütopyasını şeriatçı diye eleştirenlerde vardır. Ayrıyetten kitapta Ütopia adasında misyonerlik çalışmaları yaptığıda görülmektedir. Thomas More dini inancına olan bağlılığı kitabına yansımıştır. Adasını katolik inançlarına göre tasarladığı görülmektedir. Bu nedenle de şeriatçı eleştirileri kaçınılmaz olmuştur.

Katolik inancına göre; dönemin kralı, ölen abisinin eşiyle evlenmek zorundadır. Bu durumu kabul etmeyen Kral başkasıyla evlenir. Ve Katolik inancına aykırı davrandığı içinde idam edilir. Thomas More’un  kitabında bu idamı savunması, dinine bağlılığının bir göstergesidir. Böylesine dinine bağlı bir insanın, tabiki de kitabını inandığı dine göre yorumlayarak yazması kaçınılmaz bir davranıştır.

Özetle Ütopia kitabını okumanızı tavsiye ederim. Eski dünya da insanların duygu ve düşüncelerini, nasıl bir ülke hayal ettiklerini öğrenmiş olursunuz. Ayrıca korkmayın!  kitap bütünüyle katolik inancının propagandasını yapmıyor …

Bugün ki kitap eleştirileri makalemden bu kadar. Gelecek makalede görüşmek üzere ..

Hoşçakalın.

Uğurcan BAL.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı özel yazım…


Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ! Cumhuriyeti biz böyle kurduk ! 🇹🇷

94 yıl önce bugün;

Türkün ateşle imtihanı, bağımsızlıkla bitti. Yunanın helen güneşi batıp, Türk’ün Cumhuriyet güneşi doğdu. İzmir’in dağlarında çiçekler açtı, Samsun’dan bir güneş doğdu, Sivas’ta kararımızı verdik ve Sultan Ahmet Meydanında Halide’m kardeşler, evlatlar uyanın artık diyordu! Nene Hatunum cepheye bir ülkenin umutlarını taşıyordu. Koca Seyit tüm gücüyle koydu topu  gediğine ve Çanakkale geçilmez oldu tüm cihana !

Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve atalarımız; Cumhuriyet’i bu bilinç ve şuurla kurdu. Okumaya devam et “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı özel yazım…”

25 yıldan sonra olsan ne olur, olmasan ne olur …


BİR MESAJ OLSUN DİYE !!!

25 yıl sonra; uzaklarda olan, söz verip tutamayan, malesef aynı kandan olduğunuz birinin yine yapamayacağı sözler verdiği için geleceğine inanıp, güzel hayaller kurarsınız, hatalısınızdır ! Çünkü bu sizi ilk yarı yolda bırakışları değildir. Zaten en kötü gününüzde yanınızda olmamışlardır sizin, hep bir bahaneleri vardır bu tür insanların. Küçük insanlarla büyük hayaller kurarsanız üzülen siz olursunuz… Ne bekliyordunuz ki… Okumaya devam et “25 yıldan sonra olsan ne olur, olmasan ne olur …”

Çoook uzaklara gitmek ….


Yine geldi zor günler..

Gönül korkularından yoruldu çok uzaklara gitmek istiyor,

Umarsızca istemsizce arkasına bakmadan çekip gitmek istiyor,

Gel baba çık gel tut elimden al getir beni bu savaşın içinden çek kurtar,

Öyle bir al ki beni bir daha sevdiklerini kaybetme  korkusu olmadan yaşayalım sonsuzlukta, Okumaya devam et “Çoook uzaklara gitmek ….”

Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına …


Sevgili takipçilerim uzun bir aradan sonra yeni yazımla sizlerleyim. Ve yeni  yazılarımla sizlerle birlikte olmaya özen göstereceğim..

Gelelim bugün ki konumuza : “Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına…”

Bu yazımda, öğrencilik hayatımın enlerini paylaşarak, öğrenci kardeşlerime önerilerimi aktaracağım…

Amacım; cümlelerimle kimseyi hedef almak değil, sadece yaşanmışlıkları dile getirerek, yeni kuşaklara örnek olmak istiyorum… Okumaya devam et “Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına …”

Doğru insanlar …


15622103_1238430532949979_7267109500708965091_n

Merhabalar,

Uzun bir aradan sonra yeniden yazılarımla sizler leyim. Bugün ki sorum :

-Doğru insan kimdir sizce ?

-Tanımını yapabilir misiniz?

Bence doğru insanın tanımı kişiye göre değişir. Doğru insan sizi , sizin doğrularınızla kabul eden insan mıdır ? Bence sizi, sizin doğrularınızla kabul eden insan kendinden fedakarlık yapmış insandır. En geniş tanımıyla doğru insan sizi doğrularınızdan ayırmayan hayatınıza sizin doğrularınızla devam eden insandır. Peki doğru bildikleriniz sizin için gerçekten doğru mudur? Hayatınızın belli dönemlerin de yaşadığınız olaylardan sonra doğrularınızdan hiç mi vazgeçmediniz ? Dün sizin için doğru olan bugün hala öyle mi ? Sizde doğru bildiklerinizle yaşamak sizi hayatta mutlu kılar mı? Bu doğrularınıza bir de doğru insan mı arar sınız?

Bence doğruyu bulmak için hata yapmaktan korkmayın. Unutmayın ki hata yaparak sizin için doğru olanı bulacaksınız. Doğruyu  bulmakla vakit kaybederken de hayatınızı yaşamayı unutmayın.

Çok yakında tekrar görüşmek üzere .. Hoş çakalın..

18.12.2016

-Uğurcan BAL

2014 yılı Blogum için bakın nasıl geçmiş ???


WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Bir San Francisco teleferiği 60 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 640 kez görüntülendi. Eğer bu bir teleferik olsaydı, bu kadar çok kişiyi taşımak için yaklaşık 11 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.