Tarihin gidişatını değiştiren Zafer !


18 Mart 1915 bir ulusun kaderinin bir günde değiştiği tarih..

Koca bir imparatorluğun küllerinden yeni doğan koca yürekli insanların yaşadığı bir ülke…

Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün. Kutlu Zafer !

Seyit Onbaşı

275 kiloluk top mermisini tek başına kaldırarak namluya yerleştiren Seyit Onbaşı Çanakkale Zaferi’nin önemli kahramanlarındandır. Saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Çanakkale bir halkın var oluş mücadelesinin başladığı yerdir.

Koca bir cihana bize zincir vuramazsınız dediğimiz gündür.

Koca seyitler, Nene Hatunlar gibi kahramanlarımızın var olduğu büyük bir destandır Çanakkale…

On beşlilerin bir neslin canı pahasına vatan mücadelesi verdiği yerdir Çanakkale …


Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Çanakkale Zaferi’nin 107. yılı kutlu olsun !

Soykırım yalanını Türkü gibi diline dolayanlara …


NOT : Bu yazımızı etrafa düşmanlık yaymak veya bir halka nefret söyleminde bulunmak amacıyla kaleme almadık, amacımız dilimiz döndüğünce bu konu hakkında düşünce özgürlüğü gereği fikir beyan etmektir.

Bugün ki yazımızda 1915 olayları üzerine dilimiz döndüğünce konuşacağız…

Biden ‘in siyasi bir şova dönüştürdüğü soykırım söylemi 1915 yılında Türk’ün ateşten gömlek giyerken Anadolu’da yaşanılan olaylardır.

1915 olayları olarak söylediğimiz Türk adına düşman çevrelerin ve kendini sözde hümanist addeden kişilerin (sadece görüntü olarak hümanistler, bu hümanistleri Hocalı Soykırımı konusunda fikir beyan ederken göremezsiniz) Ermeni Soykırımı olarak adlandırır.

Biden başka ülkelere sözde insanlık dersi verirken kendi ülkesinin tarihini hiç sorgulamaz. Kızılderililere yapılanlar, Kamboçya, Irak, Afganistan ve niceleri söz barış getirecekti bu topraklara ülkesi ölümden başka bir şey getirmedi..

Türk-İslam medeniyeti bir zamanlar hakim olduğu diyarlara barış hoşgörü ve bir düzen getirdi. Eğer sanıldığı gibi barbar soykırımcı bir toplum olsaydık bugün Yunanlıları, Sırpları asimile etmiş olmaz mıydık? Gerçekten soykırım yapmış olsak şuan tek bir Ermeni yaşayabilir miydi? Koskoca bir imparatorluk bunu yapmaya gücüde yeterdi bile..

Kaldı ki Osmanlı Ermenilere taba-i sadıka nişanı vermiştir. Ermeni toplumu 1915’de fitnelerle aramız bozulmadan önce ülkemizin en önemli renklerimizdendi. Ermeniler Osmanlı’nın bölünmesi için büyük oyuna getirilmiştir. Emperyalist güçler bu halkı bir maşa kullandı ve halende kullanmaya devam ediyor.

Bu coğrafyadaki halklar, Ermeniler, Türkler, Araplar ve Yunanlılar birlik olsa, birbirleriyle savaşıp çekişmese emperyalist güçlerin ne ekonomimizde ne de başka konularımızda bir etkisi olmaz.

Keşke bu ırkçılığı, bu nefreti yensek, geçmişe set çekip birlikte yaşayabilmenin yollarını arasak. Senin dedelerin bana soykırım yaptı deyip bayraklarımızı yakmasak, bu nefret bu yalanlar hiç bir halkı ileriye, muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmayacaktır.

Biz Türk gençleri olarak üzerimize düşen en büyük borç tarihimizi iyi öğrenip onu her yerde anlatmaktır. Tüm Dünya’ya Türklerin soykırımcı bir toplum olmadığını, faşistliğin kötü bir şey olduğunu anlatmamız lazım. Bu dedelerimize olan borcumuzdur. Onlar bu vatanı kolay kazanmadılar…

Yine çay içtim Baba! Yine sen yoksun !


Yine akşam vakitleri, ocakta demleniyor çayım..

Dumanı tütüyor çaydanlığımın,hasrete demleniyor çayım özleme sevdalanıyor..

Bana göre çay; huzur demek, aile demek, güven demek sen demek BABA ..

Yine çay içtim baba, yine özleme sarıldım, hayallere tutundum..

Yine çay içtim hem senin yokluğunun hem annemin yokluluğunun şerefine..

Orada da çay içiyor musun baba? Annem demli çay içme derdi hep sana …

Demli çay ve sigarayı ne çok severdin..

Şimdi orada annemde yanında mutlusun dimi ben acılar içindeyken, hasretlerle savaşırken..

Birinizin yokluğu sarmışken sokaklarımı, ikinizin yokluğuna alışmak için kıvranıyor caddelerim..

Her yudumda seninle sohbet ediyorum, çayı görünce sana olan özlemim hafifliyor baba..

Çayın kokusunu içime çekince sanki sen evdeymiş sin sanki hiç gitmemişsin gibi hissediyorum..

Çayın kokusu bana ayrı bir güven veriyor..

Çayın kokusu bana çınar ağacının gölgesinde bir soluk aldığımı hissettiriyor..

Çayın kokusu bana; yarım kalan hayalleri, tamamlanmış cümleleri, boynu bükük gülleri hatırlatıyor..

Yine çay içtim Baba! Yine sen yoktun ! Efkarlandım gittim en sevdiğin şarkıyı açtım ..

Kömür gözlüm sende sevda ne arar ?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı özel yazım…


Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ! Cumhuriyeti biz böyle kurduk ! 🇹🇷

94 yıl önce bugün;

Türkün ateşle imtihanı, bağımsızlıkla bitti. Yunanın helen güneşi batıp, Türk’ün Cumhuriyet güneşi doğdu. İzmir’in dağlarında çiçekler açtı, Samsun’dan bir güneş doğdu, Sivas’ta kararımızı verdik ve Sultan Ahmet Meydanında Halide’m kardeşler, evlatlar uyanın artık diyordu! Nene Hatunum cepheye bir ülkenin umutlarını taşıyordu. Koca Seyit tüm gücüyle koydu topu  gediğine ve Çanakkale geçilmez oldu tüm cihana !

Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve atalarımız; Cumhuriyet’i bu bilinç ve şuurla kurdu. Okumaya devam et “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı özel yazım…”

Cumhuriyetimizin 90. Yılı Kutlu Olsun !!! 29.10.2013


29 EKİM 1923 BİR MİLLETİN KADERİNİN DEĞİŞTİĞİ GÜN KUTLU OLSUN !!!

Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir. 1927 (Nutuk II, S. 831)  – MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

cuhriyetin 90. yılı

 90 yıl önce bugün atalarımız bir destan yazdı…

  • Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

 90 yıl önce bugün atalarımız bir destan yazdı...
BU GÖK KUBBENİN ALTINDA NİCE 29 EKİMLERE…

  •  Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

ANDIMIZ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
ANDIMIZ !!!

• Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.
• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. 1933 (Afetinan, Atatürk Hakkında B. H., S. 251)
• Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır.
1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)