Güzel insanlara veda ..


Gün geçmiyor ki, gönül soframızdan dostlarımız eksilmesin..

Yaşar Kemal’in dediği gibi “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna insanın pi.. kaldık ! “

Ölen kurtulur adına dünya dedikleri bu cehennemden. Vay geride kalanların haline. Büyük bir hüznü omuzlayarak yaşamaya devam edeceklerdir.

Dünya iyiler için bir yer değil, iyiler erken gider, biz kötülerle imtihana devam…

Yaşar Kemal iyilerin arkasından söylediği bu özlü söz günümüz insanları için öyle uygun ki..

Birer birer kaybediyoruz güzel dostlukları, dünya sıkıcı, soğuk, ruhunu kaybetmiş bir dönem de 2019 yılından beri hiç bir şey iyiye gitmiyor. İnsanlar artık yeni yıla girmekten bile keyif almıyor. Keyfini, tadını, eğlencesini kaybetmiş bir zamanda yaşıyoruz…

Sağlıcakla kalın gönül dostlarım.. Bugünlük bize ayrılan sürenin sonuna geldik…

Hoş geldin Ya Şehr-i RAMAZAN


11 AYIN SULTANI RAMAZAN HOŞ GELDİN !!!

Şükürler olsun ki bu sene de Ramazan Ayına kavuştuk. Sana sonsuz hamdu senalar olsun.

Ramazan, sadelik güzellik ve huzur ayıdır. Bu ayda yüce Allah şeytanı kilitler. Böylece huzur ve günahlardan uzak bir aydır “Ramazan” .

11 ayın sultanı olarak adlandırmamızın en büyük sebebi Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Ramazan ayı Kur’an-ı Kerim ayıdır. Rabbim bu ayda bolca Kur’an-ı Kerim okuyan kullarından eylesin bizi ..

Tüm İslam coğrafyalarında barış, huzur ve esenlikle geçen bir Ramazan ayı olmasını dilerim Yüce Rabbimden. Kazasız, belasız, savaşsız birlik ve bereketle dolu bir ay olsun .

Rabbim tutacağımız oruçlarımızı kabul eylesin. Eski Ramazanlar tadında bir Ramazan dilerim.. Hoş çakalın..

Oruç ..
HZ.MUHAMMED S.A.V. SEVGİ VE HASRETLE..

Odlar Yurdu “Azerbaycan”


AZERBAYCAN CUMHURİYETİ

Toprakları Kafkasya’da bulunan bağımsız Türk Devletlerinden biridir. 18 Ekim 1991 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.

Başkent = Bakü

Resmi dil = Azerbaycan Türkçesi

Alan =  86.600 km²

Nüfus =  10 milyon 127 bin 874  (2020)

Para birimi = Azerbaycan Manatı

Yönetim şekli = Üniter yarı başkanlık sistemli baskın partili anayasal cumhuriyet

Güney Kafkasya’da yüz ölçümü en büyük olan ülkedir. Komşuları doğusunda Hazar Denizi, batısında Ermenistan , Kuzeyi Rusya , Kuzeybatısında Gürcistan, Güneyinde İran bulunur.

Ayrıca kendisine bağlı Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’nin kuzeyi ve doğusu Ermenistan güneyi ve doğusu İran ile sınırı bulunmaktadır. 17 km’lik Türkiye ile de sınırı bulunmaktadır.

 Azerbaycan bayrağı mavi gök rengi, kırmızı ve yeşil yatay şeritlerden oluşmuştur ve kırmızı zemin üzerinde beyaz renkte sağa bakan bir hilal ve sekiz köşeli bir yıldız bulunmaktadır.

Bayraktaki mavi renk Türklüğü, yeşil renk İslamiyet’i, kırmızı renk ise uygarlığı temsil etmektedir. Resmi renkler ve boyut 5 Şubat 1991 tarihinde kabul edilmiştir.

Azerbaycan‘da 77 tane şehir bulunmaktadır. Azerbaycan‘ın başkenti Bakü ülkenin en büyük şehridir. Azerbaycan‘da 11 şehir, başkent Bakü de dahil, büyükşehir statüsündedir.

Azerbaycan’a neden odlar yurdu denir?

OD = Azerbaycan Türkçesinde “Ateş” demektir. Azerbaycanlılar ülkelerine Ateşler ülkesi demektir.

Nedeni :

Dünyada önde gelen bir petrol ve doğal gaz ülkesi. O kadar ki, topraktan sızan doğal gaz hiç sönmeyen ateşler meydana getiriyor. Eski çağlarda, ateşe tapan Zerdüşt dini mensupları burada yaşamışlar. Bu yüzden, Azerbaycan “Ateşin ülkesi” olarak ün yapmış.

Alev Kuleleri, Azerbaycan’ın Bakü kentinde bulunan, Proje alanı yaklaşık olarak 28.000 m² olup proje maksimum yüksekliği 181 metreye ulaşan 3 adet kuleden oluşmaktadır.

Azerbaycan petrol rezervi elde eden ülkelerdendir. Hazar Denizinden petrol ve doğalgaz çıkarılmaktadır.

Yaklaşık 873.260 varil (138.837 m3) günlük petrol ve 2013 itibarıyla yılda 29 milyar metreküp gaz üretmektedir. Azerbaycan petrol endüstrisinin doğum yerlerindendir. Dünyadaki en önemli petrol ve gaz üreticisi olmaya adaydır.

Bakü’de yer alan Kız Kulesi 11-12. yüzyıllarda inşa edilmiştir ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Kobustan ‘da milattan on bin yıl önce oluşturulduğu tespit edilen bulgular, UNESCO tarafından hazırlanan Dünya mirasları listesine dahil edilmiştir.

İçerişehir 

(Azerbaycanca: İçərişəhər) ya da Eski Şehir, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’nün tarihî çekirdeği. UNESCO’nun Dünya mirasları listesindedir.

Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi 26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından işgal edildi. Ermeniler işgal ederken çocuk, yaşlı ve kadın demeden Azerbaycan insanına karşı soykırım yapmıştır. Yaklaşık 28 yıl işgal altında kalan Karabağ 10 Kasım 2020 tarihinden Azerbaycan ordusu tarafından bir destan yazılarak Ermenilerin işgalinden temizlenmiştir.

Şeki Hanları Sarayı, Azerbaycan’ın Şeki kentinde bulunan tarihi bir yapıdır. Günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Şeki Han Sarayı dünya mirası listesine dahil edilmiştir. Azerbaycan’ın gezilip görülecek yerleri arasındadır.

Azerbaycan Milli Marşı

Azerbaycan Müziği

Polad Bülbüloğlu – Gel Ey Seher

Can Azerbaycan’ı anlatmaya bir blog yazısı yetmez. Ben şimdilik size dilim döndüğünce tanıtmaya çalıştım. Bundan sonra elimden geldiğinde Türk Dünyasından ülkeler ve bölgeleri size tanıtmaya devam edeceğim. Hoş çakalın..

Tarihin gidişatını değiştiren Zafer !


18 Mart 1915 bir ulusun kaderinin bir günde değiştiği tarih..

Koca bir imparatorluğun küllerinden yeni doğan koca yürekli insanların yaşadığı bir ülke…

Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı gün. Kutlu Zafer !

Seyit Onbaşı

275 kiloluk top mermisini tek başına kaldırarak namluya yerleştiren Seyit Onbaşı Çanakkale Zaferi’nin önemli kahramanlarındandır. Saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Çanakkale bir halkın var oluş mücadelesinin başladığı yerdir.

Koca bir cihana bize zincir vuramazsınız dediğimiz gündür.

Koca seyitler, Nene Hatunlar gibi kahramanlarımızın var olduğu büyük bir destandır Çanakkale…

On beşlilerin bir neslin canı pahasına vatan mücadelesi verdiği yerdir Çanakkale …


Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Çanakkale Zaferi’nin 107. yılı kutlu olsun !

Savaşın kaybedenleri üzerine …


2022 yılının ilk çeyreğindeyken Korona virüs hastalığı yetmezmiş gibi Ukrayna-Rusya savaşına tanık olduk.

Rusya güvenliğini tehdit ediyor gerekçesiyle NATO’ya üye olmaya çalışan Ukrayna’ya savaş ilan etti. Milyonlarca insan Avrupa sınırlarına akın ederek mülteci durumuna düştü. Ukrayna ne NATO’dan ne de Avrupa birliğinden Rusya’ya yapılan yaptırımlar dışında beklediği yardımı göremedi.

  • Ukrayna, Rusya karşısında ciddi bir direniş sergiliyor. Ne acıdır ki , kardeş olan halklar birbiriyle savaşıyor. Burada kazananlar maalesef silah tüccarları.

Peki bu savaşın kaybedenleri kim ?

  • Kaybedenler sığınaklara korkuyla saklanan çocuklar, kadınlar, gençler ve masum halklar.
  • Annesi tarafından eline numara yazılarak Slovakya sınırına abisinin çalıştığı ülkeye gönderilen 11 yaşındaki Ukraynalı çocuk..
  • Polis babasının kaskına vuran küçük çocuk, o yaşında babasını bir daha göremeyeceği korkusuyla babasının kaskına vuruyor.
  • Ömrümün yarısı sovyetle geçti, bir daha sovyete teslim olacağıma ölürüm diyen insanlar.
  • Evi bombalarla vurulan hamile anne, bir gün sonra kendisiyle birlikte bebeğini de kaybettiğimizi öğrendik.

Suriye’yi , Afganistan’ı ve diğer savaş altındaki Müslüman coğrafyalardaki savaşa ölen insanlara acımayan Avrupalı spikerleri Ukrayna savaşında haber sunarken ne kadar cağ dışı cümlelerle konuştuklarını gördük.

-Burası ne Afganistan ne de Suriye burası Avrupa’nın göbeği olan yer Ukrayna bu insanların kıyafetleri bizimle aynı … gibi saçma sapan sözlerle haber sunan Avrupalı faşist spikerleri insanlık adına üzülerek izledik. Ölen Müslüman olunca susan görmeyen dünya…

Rusya Ukrayna’ya girerken halkın elinde çiçeklerle Rus askerlerini karşılayacağını sanıyordu. Fakat bir daha Sovyet’e teslim olmayacağız diyen kararlı ülkesi için direnen insanlar gördük.

İslam Coğrafyalarına temennim…

Ukrayna’daki bu direniş yıllardır bir istikrar bulunmayan sürekli savaş halinde olan İslam coğrafyalarındaki haklara bir örnek olmalı. Unutmayın ! -Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez. diyen bir öndere sahibiz. Darısı savaşlardan inim inim inleyen Müslüman halkların başına…

Sonuç olarak ; emperyalist düşüncelere hizmet eden silah şirketleri Dünya barışını tehdit ederek savaşlar çıkarırken kaybeden masum halklardır. Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir. Bütün Dünya halklarına kardeşçe ve sulh içinde yaşayacakları bir Dünya diliyorum. Ve soruyorum neyi paylaşamıyoruz?

Türk Lirası nasıl değer kazanır ?


Sevgili okurlarım merhaba,

Bugün size dilim döndüğünce Türk Lirası nasıl değer kazanabilir onu anlatmaya çalışacağım..

Bir ülkenin parası, diğer para birimlerine göre değerli olması yaşam şartlarımızın daha iyileşmesini sağladığı için bu konunun gerçekten önemli olduğunu belirtmek isterim.

Peki nasıl değer kazanır paramız ?

1- Liyakate dikkat ederek işi bilen kişilerin ilgili görevlere getirilmesiyle,

2-Yabancı yatırıma güven veren hukuk ve adalet düzeniyle,

3-İyi bir eğitim sistemiyle; bu maddeyi açacak olursak şöyle ki; iyi bir eğitim sistemiyle kalifiye eleman yetiştirebiliriz. Bu kalifiye elemanlarda ünü yurt dışını aşan önemli bir buluş veya önemli bir ürün geliştirirse (Iphone, Samsung gibi markalar) ve bunu türk parasıyla pazarlarsak paramı değer kazanır.

4-Döviz rezerve ederek, dolar bozalım Türk parası değer kazansın mantığı aslında büyük risktir. Bu emperyalist düzende dolar elden çıkarmak büyük risktir.

5-Merkez bankasının başkanını sürekli değiştirmek dışarıda güven kaybetmemize neden olur, bunun yerine göreve liyakatli kişiler getirilmelidir.

6- İstikrarlı akılcı dış politikayla, yani güven vererek,

7- Petrol ve doğalgaz üreterek, bu biraz coğrafyanızın size sunduğu fırsatla ilgili bir şey bu konuda hükümetin araştırmalarını şiddetle destekliyoruz.

8- Ve sonuncu her zaman her durumda her şekilde üreten bir ülkeyle paramız değer kazanır. Üretmek .. üretmek ve üretmek diyoruz…

Benim aklımıza gelenler bunlar sizlerin bildiği şeyler varsa yorumlara ekleyebilirsiniz.

Hoş çakalın.

Kurban bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım nice mutlu bayramlara ..

Deep/Dark Web’in kapısını açan “TOR” Web Tarayıcısı


Bugün sizlerle internetin karanlık kapılarını açan TOR isimli Web Tarayıcısı hakkında konuşacağız ve onu kısaca tanımış olacağız.

TOR “The Onion Router” in kısaltması olarak bilinmektedir. Görselinde ikiye bölünmüş soğanın iç kısmı yer almaktadır. Soğanı da kestiğinizde zaten katman katman bir yapı görülmektedir. İşte tor da buna benzer.

Öncesinde nedir bu Deep/Dark Web ?

Deep/Dark web; benim deyimimle internetin sınırsız bodrum katıdır. Hani Karadenizlilerin bir tabiri vardır ya; derune en derune diye işte Dark web, internetin en derin yeridir. İllegal olmayan internetin veri büyüklüğü %5 ise deep/dark web’in içinde bulunan verilerin büyüklüğü %95’tir. Yani biz normal kullanıcılar sıradan bir web tarayıcısında araştırma yaparken internetin %5 ‘ini görebiliyoruz.

Deep/Dark web internetin sınırsız, kontrolsüz bir bölgesidir. Burada yasa dışı suç örgütleri, kiralık katiller, uyuşturucu ticareti gibi yasadışı her şeye rastlayabilirsiniz.

TOR, başlangıçta ABD hükümetinin hassas iletişimini korumak amacıyla ABD donanması tarafından geliştirilmiştir. Halen günümüzde ABD tarafından kullanılmaktadır. Günümüzde çevrim içi gizliliği koruyan ver kar amacı gütmeyen bir organizasyon olarak biliniyor.

Başlangıçta sadece ABD hükümeti tarafından kullanılan bu web tarayıcının günümüzde halka açılması şöyle yorumlanmaktadır; ABD herkesi buraya çekerek yüksek kullanıcı sayesinde direkt hedef olmamak için bu kalabalığın arasına karışarak kaybolmayı seçmiştir. Böylece daha güvenli hale gelmiştir. Yani ABD hükümeti tek başına TOR web tarayıcısını kullanmış olsaydı, direkt hedef haline gelebilecekti. Kısaca karda yürüyüp izini belli etmeyen bir yapıya geçmiş oldular.

TOR web tarayıcısında gezinirken gizliliğiniz korunur, normal web tarayıcısında devletler sizin yaptığınız aramaları takip edebilirken TOR da bu mümkün değildir. Fakat TOR’da virüs saldırılarına açık halde olduğunuz için onu kullanırken dikkat etmeyi unutmamanız gerekir.

TOR arama yaparken bir çok server üzerinden bağlantı kurduğu için normal web tarayıcılarından hız olarak yavaştır.

TOR sınırsız bir güçtür. Tor’da istediğiniz her bilgiye ulaşabilirsiniz. Burada yasadışı her şey mevcuttur. Bu da ister istemez insanların dikkatini çekmektedir.

Sıklıkla kullanılan arama motorları vasıtasıyla aranabilir olanlar buz dağının sadece görünen yüzünü oluşturuyor. İnternetin geri kalan kısmı da Derin Web, yani yüzeyin altında kalan kısmı olarak söyleyebiliriz.

Normal kullanıcıların gördüğü webi, Deep ve Dark webi bir görselle anlatacak olursak, aşağıdaki görsel bunu anlatmaktadır. Daha derine en derine inersek en tehlikeli kısım olarak nitelendirilen Dark webe ulaşırız. Buraya ulaşmak ise o kadar kolay değildir. Bunun için ek teknolojik cihazlara ihtiyaç duyulmaktadır. Normal kişisel bilgisayarınızla deep webe ulaşırken, dark web için ek cihazlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Soykırım yalanını Türkü gibi diline dolayanlara …


NOT : Bu yazımızı etrafa düşmanlık yaymak veya bir halka nefret söyleminde bulunmak amacıyla kaleme almadık, amacımız dilimiz döndüğünce bu konu hakkında düşünce özgürlüğü gereği fikir beyan etmektir.

Bugün ki yazımızda 1915 olayları üzerine dilimiz döndüğünce konuşacağız…

Biden ‘in siyasi bir şova dönüştürdüğü soykırım söylemi 1915 yılında Türk’ün ateşten gömlek giyerken Anadolu’da yaşanılan olaylardır.

1915 olayları olarak söylediğimiz Türk adına düşman çevrelerin ve kendini sözde hümanist addeden kişilerin (sadece görüntü olarak hümanistler, bu hümanistleri Hocalı Soykırımı konusunda fikir beyan ederken göremezsiniz) Ermeni Soykırımı olarak adlandırır.

Biden başka ülkelere sözde insanlık dersi verirken kendi ülkesinin tarihini hiç sorgulamaz. Kızılderililere yapılanlar, Kamboçya, Irak, Afganistan ve niceleri söz barış getirecekti bu topraklara ülkesi ölümden başka bir şey getirmedi..

Türk-İslam medeniyeti bir zamanlar hakim olduğu diyarlara barış hoşgörü ve bir düzen getirdi. Eğer sanıldığı gibi barbar soykırımcı bir toplum olsaydık bugün Yunanlıları, Sırpları asimile etmiş olmaz mıydık? Gerçekten soykırım yapmış olsak şuan tek bir Ermeni yaşayabilir miydi? Koskoca bir imparatorluk bunu yapmaya gücüde yeterdi bile..

Kaldı ki Osmanlı Ermenilere taba-i sadıka nişanı vermiştir. Ermeni toplumu 1915’de fitnelerle aramız bozulmadan önce ülkemizin en önemli renklerimizdendi. Ermeniler Osmanlı’nın bölünmesi için büyük oyuna getirilmiştir. Emperyalist güçler bu halkı bir maşa kullandı ve halende kullanmaya devam ediyor.

Bu coğrafyadaki halklar, Ermeniler, Türkler, Araplar ve Yunanlılar birlik olsa, birbirleriyle savaşıp çekişmese emperyalist güçlerin ne ekonomimizde ne de başka konularımızda bir etkisi olmaz.

Keşke bu ırkçılığı, bu nefreti yensek, geçmişe set çekip birlikte yaşayabilmenin yollarını arasak. Senin dedelerin bana soykırım yaptı deyip bayraklarımızı yakmasak, bu nefret bu yalanlar hiç bir halkı ileriye, muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmayacaktır.

Biz Türk gençleri olarak üzerimize düşen en büyük borç tarihimizi iyi öğrenip onu her yerde anlatmaktır. Tüm Dünya’ya Türklerin soykırımcı bir toplum olmadığını, faşistliğin kötü bir şey olduğunu anlatmamız lazım. Bu dedelerimize olan borcumuzdur. Onlar bu vatanı kolay kazanmadılar…

Alın terinin ve Liyakatin günü “1 Mayıs” Kutlu Olsun !


Her sene vurguladığım gibi bu sene de altını kalın çizgilerle çiziyorum .Liyakat diyorum ! İşin ehline teslim edildiği, liyakatin pusula sayıldığı günlere olan inancımız devam ediyor. Gelişmiş güçlü ve kimseye bağımlı olmayan üreten bir ülke olmak istiyorsak, liyakate uymaktan başka seçeneğimiz yok. Liyakatli nesiller yetiştirmek zorundayız.

İşçinin alın teri kurumadan emeğinin karşılığını aldığı ve çocukların yatağa aç girmediği, ebeveynlerin bugün çocuğumun karnını doyurabilecek miyim? Korkusu yaşamadığı eşitlikçi ve özgür bir dünya hayal ediyorum bu özel günde…

Bu güzel günü kutlarken Soma Faciasında hayatını kaybeden 301 emekçi maden işçisi abilerimizi saygı, sevgi, rahmet ve minnetle anıyorum. Dilerim ki bir daha bu tür acıları yaşamayız. Ayrıca çağımızın pandemisi olan Covid Hastalığında hayatını kaybeden tüm sağlıkçı meslektaşlarıma da Allah’tan rahmet yakınlarına baş sağlığı dilerim. Dilerim bu zorlu günler çabucak geçsin.

Tüm iş kazasında hayatını kaybeden emekçi kardeşlerimi saygıyla anıyorum. İş sağlığı ve güvenliğinin de önemli olduğunu belirterek yazımı burada aşağıdaki cümleyle sonlandırıyorum..

1 Mayıs Emek, Dayanışma ve İşçi Bayramı Kutlu Olsun !!!

En karanlık gecenin ardından “Doğan Sabaha bir not !”


Öyle anlar gelir ki insan en sevdiğini, kalbinin yarısını ölüme teslim etmeyi, için için yana yana kabullenir…

Yaradan’a kul olmanın gereğidir bu, ondan gelene teslim olmak, kendini bu eşsiz acının kollarını bırakmak, zangır zangır bağırırken ruhun …

Bu eşsiz bucaksız kainatta bir mercimek tanesi kadar küçük gözüken insanın, gücü yetmez göklerden gelen bu ilahi karara …

Yüce Allah her yerdedir bir nefes kadar yakındır bize fakat insan hep göklere bakarak arar o Yüce Kudreti o aşkı !

Bak işte o en karanlık gecenin ardından yine kahredesi bir sabah oldu. Doğan güneş ay gibi parlıyor ama eskisi gibi ısıtmıyor kalbimi, ruhum acı çekiyor, zihnimin çığlıkları sağır edercesine saldırıyor bana..

Dudaklarım susuyor ama sadece bu isteği bastırmak için su içiyorum içtiğim suyun bir tadı yok eski heyecanı kalmadı hiç bir şeyin, soğuk ölümün kollarına bırakmak isterken buluyorum kendimi …

Gün yüzü görmeyen gözler de keder, özlem ve hasret var. Doğan sabaha hep bir tepkili, hep bir nefret dolu bu düşünceler..

Vefasızlıklarla ve çıkarcılarla dolu bu düzene tahammülü yok artık bu adamın, sessizce uzaklaşıyor böyle ortamın insanlarından …

Gölge etmesinler yeter ki gözleri olmasın terk etsinler bahçemi kurumasın güllerim.. Nehirlerimi kurutanların bahçeleri bahar görmesin, dallarına kuşlar konmasın diyor Dünya, bize hınç dolu san ki, bir küçük virüsle hıncını alıyor çaresiz soğuk tatsız günlerden geçiyor insan oğlu san ki uzun tatsız bir gecenin içinde gibiyiz. Ama mutlaka yine sabah olacak yine gün doğacak güzel günler göreceğiz diyemiyorum ki çünkü içimde buna karşı bir umut yok belki varda kendimden bile gizliyorum..

Tarih : 01.05.2021 Saat 01:30