İklim kriziyle mücadele etmek için bireyler olarak ne yapabiliriz ?


İklim kriziyle mücadele etmek için bireyler olarak aşağıdaki adımları atabiliriz:

  1. Enerji Verimliliğine Dikkat Etme: Elektrik ve enerji tüketimimizi azaltmak için enerji verimliliği önlemleri alabiliriz. Evde enerji tasarruflu ampuller kullanmak, elektronik cihazları kapatmak veya uyku moduna almak, izin vermediğimizde prizleri çekmek gibi basit adımlarla enerji tasarrufu sağlayabiliriz.
  2. Sürdürülebilir Ulaşım Kullanma: Özellikle kısa mesafelerde yürümek, bisiklete binmek veya toplu taşıma araçlarını tercih etmek gibi sürdürülebilir ulaşım yöntemlerini kullanarak karbon salınımını azaltabiliriz.
  3. Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi: Geri dönüşüm alışkanlığı edinmek ve atıklarımızı doğru bir şekilde ayrıştırmak önemlidir. Geri dönüştürülebilir malzemeleri uygun şekilde geri dönüşüm kutularına atmak, atıkları azaltmak için yeniden kullanım ve kompostlama gibi yöntemleri uygulayabiliriz.
  4. Su Tasarrufu Yapma: Su kaynaklarını korumak için su tasarrufu yapmak önemlidir. Kısa süreli duşlar almak, sızıntıları gidermek, bahçe sulamalarını optimize etmek ve suyu bilinçli kullanmak gibi adımlarla su tüketimimizi azaltabiliriz.
  5. Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Tercihleri: Sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen, yerel ve mevsimsel ürünleri tercih eden ve hayvansal ürün tüketimini azaltan bir beslenme düzeni benimseyebiliriz. Ayrıca gıda israfını azaltmak için bilinçli alışveriş yapabilir ve artıkları doğru şekilde değerlendirebiliriz.
  6. Politik Katılım: İklim değişikliği konusunda politikacılara ve karar vericilere baskı yapmak için sesimizi duyurmak önemlidir. İklim politikalarını destekleyen adayları desteklemek, yerel veya ulusal düzeyde iklim eylemlerine katılmak veya sivil toplum kuruluşlarına katılarak aktif bir şekilde iklim hareketine dahil olmak etkili olabilir.
  7. Farkındalık Yaratma: İklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak, ailemiz, arkadaşlarımız ve toplumumuzla iletişim kurarak onları bilinçlendirmek önemlidir. İklim krizinin etkileri hakkında bilgi paylaşmak, örnek davranışlar sergilemek ve insanları harekete geçirmek için etkili iletişim stratejilerini kullanabiliriz.
  8. Kendi Alışkanlıklarımızı Değerlendirme: Kişisel tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirerek, ihtiyaçlarımızı doğru bir şekilde değerlendirebiliriz. Sürdürülebilir ve uzun ömürlü ürünleri tercih etmek, az tüketmek ve minimalist bir yaşam tarzını benimsemek iklim krizine katkıda bulunabilir.

Bu adımlar, iklim krizine bireysel düzeyde katkı sağlamak için atılabilecek önemli adımlardır. Ancak, iklim değişikliği küresel bir sorun olduğundan, politika düzeyinde önlemler ve kolektif eylemler de gereklidir. İklim kriziyle mücadele için toplumun, işletmelerin ve hükümetlerin de dahil olduğu kapsamlı bir çaba gerekmektedir.

Heybemize farklı tecrübeler koyma zamanı !


Sevgili okurlarım merhaba,

Mart 2023 tarihinde 10 yılı aşkın süredir 3 ayrı eğitim araştırma hastanesi projesinde görev aldığım kurumdan istifa ettim. Neden mi ? Yeni ufuklara yelken açmak için, heybemize yeni farklı tecrübeler koymak için yaptım bunu…

10 yıl dolu dolu geçti benim için, her yaraya merhem olmaya çalıştım. Yüzlerce olumsuzluk yaşamama rağmen günün sonunda devlete millete hizmet ettiğim için çekilen çile kutsaldı benim için.

2013 yılında babamı kaybetmenin acısından sonra üstüne yeni mezunken yeni bir iş buldum. O zaman ki şefim 2 kez arayıp sonuç olumlu mu diye sormamdan dolayı bu çocuğun bu işe ihtiyacı var diyerek almıştı beni işe. 2015 yılında yeni firma gelene kadar bir çok iş yaptık sektörü ufak ufak tecrübe etmeye başladım daha öğrenecek çok şey vardı.

Sonra 2015 yılında hastanede bir değişim oldu. Eski firmanın merkezine giderim derken bir gün bir telefon çaldı Uğurcan seni arayacaklar yeni firmaya geçiyoruz diye. Neyse görüşme oldu gittik görüştük işe alındık. “Seni aldık ama en ufak hatana bakar dedi !” yanlış yönlendirilen bir ağabeyimiz.

O dönem işe başlarken bütün evren karşımızda idi, sadece o dönem ki şefim yanımda idi. Zorlu fırtınalı günlerin ardından bizi tanıyan herkes bir bir elimizden tutmaya başladı. Bir sürü teşekkürler yağmaya başlayınca kırıcı sözü için özür dilemişti bey ağabeyimiz…

Artık alkışlanan bir elemandık. Bizi sevmeleri için önce tanımaları gerekiyordu…

Gel zaman git zaman dost kazığıyla da tanıştık. Benden sonra içinizden hiç biri sorumlu olamayacak ben ben ben diyordu bir dostumuz.. Ekmek verdiklerimiz aldığımız paraya kadar rahatsız olmuştu.. Yanımda sandığım ablalarım abilerim karşımda yer alıyordu artık. Üstüne hayat 2. golünü de atmıştı bana. Annemi kaybetmiştim…

Bugünleri de geride bırakıp yeni bir heyecanla 2020 yılında farklı bir eğitim araştırma hastanesinde içimizdeki yaralarla yeni bir destan yazmaya başladık. Burada da teşekkürler gelmeye başlamıştı. Üstelik eskiden gitmemize vesilen olanlar o niye gitti ki geri gelsin dönsün baba ocağına demeye başlamışlardı. Bizi tanımaya başlayan herkes dost meclisimize oturdu elimizden tuttu. Anlamayan saldırdı, mailler attı, bize karşı birlik ittifak yaptı ama doğru yolda duran her şeyin arkasında olan bir yüce yaradan vardı bunu bilmiyorlardı. Çünkü annem sen doğru dur oğlum eğri bir gün belasını bulur demişti bana. Bu söz kulağımda çınlanıyordu..

Sonra yine bir gün bir telefonla yeni yolculuğumuza başladık. Artık Özel bir hastaneye hizmet edeceğiz. Bakalım bizi neler bekliyor, deneyimleyeceğimiz neler var göreceğiz. Her ne yaşayacaksak yaşayalım gençliğimiz var, heybemize yeni tecrübeler eklemenin zamanı. Şimdi artık o yıkılmış paramparça edilmiş, hayatta 2-0 geride olan Uğurcan Bal’ın zamanı !

Bizi takipte kalın.

Sevgilerimle.

UĞURCAN BAL

Sıkılan parmak kaldırsın ?


Hayat bazen istediğimiz gibi gitmez. Mutluluğumuz kursağımızda kalır. Nefes almakta güçlük çektiğimiz ya da nefes alıp hayattan tat almadığımız günler olabilir.

Uzun süredir devam eden bitmeyen bir kış mevsimi içerisinde olduğunuzu hissediyor musunuz? Ben hissediyorum. Kısa süreli güneşli havalar görüp arkasından fırtınalı rüzgarlı puslu havalarla devam eden sancılı bir yaşam ne kadar kaliteli olabilir ?

Yaşadığımız uzun süreli sorunlar bizi iç dünyamıza itip, dışarı açılmamıza izin vermiyor. Hani diyorlar ya hayatta hep tatlı yemek olmaz, birazda acı yemeliyiz. İşte bizi bu sözle avutuyorlar. Çünkü acı daha ağır basıyor gibi hissediyorum. Arada tatlılar şöyle bir gösterip hızlıca akıp gidiyor.

Özellikle son 3-4 yıldır covid ve öncesiyle başlayan sıkıcı bir dönemden geçiyor gibi hissediyorum.. Hayattan tat alabiliyor muyuz sizce ? Herkeste şu kıyamet bir kopsa da yolumuza baksak, bizi bir salında kurtulalım gibi söylemler var.

Hayatın bu yıllarda devam eden çetin kış dönemi hiç bitmeyecekmiş o baharı arkasından gelen yazı hiç göremeyecekmişiz gibi hissediyorum. Bu kısa süreli mutlulukları insanlara güzel şeyleri paylaşmaya bağlıyorum. Güzel olanı içimizde saklayarak yaşamak gerek. Çünkü insanlara dışarıdan davulun sesi hoş geliyor, iki mutlu hikaye paylaşımını hayat size güzel olarak algılayıp nazar değdiriyorlar gibi hissediyorum. Neyse bunlar benim kişisel görüşüm.

Size güneşli güzel günler dilerim. Ama ben sıkıldım o yüzden el kaldırıyorum. Kalın sağlıcakla…

Uğurcan BAL.

Güzel insanlara veda ..


Gün geçmiyor ki, gönül soframızdan dostlarımız eksilmesin..

Yaşar Kemal’in dediği gibi “O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna insanın pi.. kaldık ! “

Ölen kurtulur adına dünya dedikleri bu cehennemden. Vay geride kalanların haline. Büyük bir hüznü omuzlayarak yaşamaya devam edeceklerdir.

Dünya iyiler için bir yer değil, iyiler erken gider, biz kötülerle imtihana devam…

Yaşar Kemal iyilerin arkasından söylediği bu özlü söz günümüz insanları için öyle uygun ki..

Birer birer kaybediyoruz güzel dostlukları, dünya sıkıcı, soğuk, ruhunu kaybetmiş bir dönem de 2019 yılından beri hiç bir şey iyiye gitmiyor. İnsanlar artık yeni yıla girmekten bile keyif almıyor. Keyfini, tadını, eğlencesini kaybetmiş bir zamanda yaşıyoruz…

Sağlıcakla kalın gönül dostlarım.. Bugünlük bize ayrılan sürenin sonuna geldik…

Sevgi ölmez, Sevgi bitmez, Sevgi tükenmez …(SENİ SEVİYORUM BABA)


Uzun zaman oldu bloguma yazı yazmayalı… Bu yazıyı son aylarda yaşadığım acı dolu günleri anlatmak için yazıyorum..

Neyse gelelim konumuza;  babam ani bir şekilde hastalandı. Öncesinde mide ağrısı sebebiyle doktora gitti. Doktor midende hafif bir  yara var ilaç veririz geçer dedi. Üzerinden 1 yıl geçti babam bir gün fenalaştı ambulans geldi bir şeyin yok amca dediler gittiler ama babamın ağrıları geçmedi defalarca hastanelere gittik. En son evimizin yakınındaki büyük bir devlet hastanesine gittik. Büyük ve yeni yapılmış bir araştırma ve devlet hastanesi … Babamı saçma sapan şeylerle oyaladılar. En sonunda  “Pankreas Kanseri” olabilir dediler. Sonra başka bir devlet hastanesine gittik orada Pankreas Kanseri teşhisini koydular. O günden sonra acı dolu günler katlanarak çoğaldı. Pankreas Kanseri dediler çaresi yok dediler sinsi bir hastalık günden güne yayılır iyileşemez dediler onu dediler bunu dediler ciğerimizi yaktılar…

Sonra onu iyileştirmek için her yolu denedik. İnternetten araştırdık. Ünlü bir doktor bulduk özel bir hastaneye getirdik farklı bir kemoterapi uyguladık iyileşir diye. İnsülün tedavisi ve nokta vuruşlu ışın tedavisi 2 kere gördü  yaşasaydı 7 kez görecekti. Kısacası yaşamayacağı belliydi ama biz bir umut diye bu tedavileri uyguladık. ..

Tam bu sıralarda yeni bir işe başladım ama acılar yüzüne kendimi işe veremedim hatalar üstüne hatalar yaptım sonunda oradan çıktım çünkü babamın bana ve sevgime ihtiyacı vardı.

Babamın hastalığıyla birlikte ailemiz çoğalmaya başladı. Küs olanlar barıştı,  göremediğim akrabalarımı görmeye başladım. Hani derler ya her şerde bir hayır vardır işte bu da onlardan biriydi.  Hiç kimse babamın yerini doldurmayacak ama sahipsiz olmadığımı da hatırlatacak bana bu yüzden çok şanslıyım. İyi ki onlar var…

Bana Uğurcan evin reisi sensin ağlamayacaksın dik duracaksın dediler. İnsanlar için demek kolaydı ben canımın yarısını kendi ellerimle toprağa verdim bana erkeksin ağlamayacaksın ailenin reisisin dediler ağlamamak mümkün mü? Taş olsa taş çatlar bu acıya güzel gözlü temiz kalpli fedakar babamı koydum toprağa daha ötesi var mı bunun. Ölüm döşeğinde bile bizi düşünen  evin kirasını ödemem lazım diyen,  her defasında bize sevgisini söyleyen babamı kendi ellerimle koydum kara toprağa beni anca bilen anlar dik duracaksın demek kolay sen gel de bir içime sor nasıl yanıyor …

55 yaşında hayalleri olan artık dinlenmek isteyen babam yok artık.  Hayat hayal kurmak için çok kısaymış babam bana çok iyi bir ders verdin…

Ama yine de ayakta durmak zorundayım artık ağır bir yüküm var annem ve kız kardeşim için çabalamak ve çalışmak zorundayım. Genç yaşta büyük adam oldum artık yaşıtlarım aşk ve sevgilinin peşinden koşarken ben ekmek davamın peşinden koşacağım benim için aşk yok artık. Hoş üzülmüyorum ki zaten hiç olmamıştı bundan sonrada olmasa bir şey olmaz. Babamın bana emanetleri var onlara ihanet edemem.  Ben Uğurcan Bal aşk ve sevgili benim için yok artık benim için ailemin huzuru ve mutluluğu önemli bundan sonra onlar için yaşayacağım…

Senin kokunu ve sevgini hiç bir zaman unutmayacağım babam. Biliyorum sevgi bitmez sevgi tükenmez sevgi ölmez ölen sadece insanlardır… İnanıyorum ki ölüm bir son değil bir başlangıç dünyada ki vaktimiz dolunca sevdiklerimize kavuşacağız..

İnsanları tanımak, denizleri bardak bardak boşaltmak kadar zordur… Hz. Mevlana


İnsanları Tanımak…

İnsanları tanımak ile ilgili binlerce tanım yazabilirsiniz. Bu konu öylesine uçsuz bucaksız sınırsız bir konudur ki içine gireni sarsmadan bırakmaz. Birbirinden farklı insanların çeşitli ırkların, dinlerin yaşadığı bu dünyada insanları tanımanın kolay olmadığına inananlardanım. Bazen yıllarınızı verdiğiniz bir insanı 1 dk. içinde tanımadığınızı anlarsınız. İşte hayat böyle zor  denklemleri olan bir sınavdır.

Kimi zaman karşımızdaki insanın bizi sevdiğine inanırız. Ya da inanmak isteriz. İnsan bu bir kalbi, duyguları, düşünceleri olan bir varlık…

İnsan vardır; dilinin kemiği olmayan, insan vardır;  olaylara tepkisiz duran, insan vardır; vurdumduymaz….  İnsanı tanımlamaya sözcükler yetmez. Kimi zaman içinde bulunduğumuz ruh  hali bize ne yapmamız gerektiğini söyler, kimi zaman da başka bir insanın sözleri bizi yönlendirir.

İnsanı en çok alt üst eden, en güvendiği insandan yediği darbelerdir. Bu darbeyi hiç beklemediğiniz anda yersiniz. Sizi en çok seven kim sorusuna çoğu zaman cevap ararsınız. O sorunun cevabını bulmak istersiniz. Belki kendinizi kandıran cevaplar verirsiniz. Ama bu da sizi tatmin etmez. Tam her şeyin bittiğine inanırsınız, karşınıza hiç beklemediğiniz bir insan çıkar. Çıkar da sizin için doğru bir insan olduğunu görmezsiniz. Eğer kalbiniz bir başkası için yanmıyorsa..

Biz yine de “Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü” diyelim ….

Bir de en sonuna ;

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.    diyen  Hz. Mevlana’nın ” İnsanları tanımak, denizleri bardak bardak boşaltmak kadar zordur…”  sözünü ekleyelim …