Barış dolu günlere hasretle ..


Dünyamız ateş içinde cayır cayır yanıyor,

Dünya’nın en kötü zamanlarına denk gelmiş gibi hissediyorum.

Güçlü olan zayıfı ezip paramparça ediyor.

Dünya farklılıklara, farklı dillere ve dinlere saygı duymuyor.

Oturup konuşmak, anlaşmak yerine savaşla çözüm arıyor..

Değerlerinden uzaklaşan dünya ilkel zamanlardaki gibi savaşla çözüm arıyor..

Sevgi nerede ?

Barış nerede ?

Öldürülen bizden olmayınca sorun olmuyor mu?

Dili dini ne olursa olsun öldürülen bir insan bir can..

Öldürülen bir annenin çocuğu, annelere babalara evlat acısı yaşatmak doğru mu ?

Öldürmek için değil yaşatmak için savaşalım.

Tüm dünya halkları, son sesimiz barış diye bağıralım barışı koruyalım !

ENG VERSİON :

Our world is burning in flames,

I feel like we have come across the worst times of the world.

The strong crush and tear the weak to pieces.

The world does not respect differences, different languages ​​and religions.

Instead of sitting down and talking, reaching an agreement, it is looking for a solution with war..

The world that has drifted away from its values ​​is looking for a solution with war like in primitive times..

Where is love?

Where is peace?

Isn’t it a problem when the one who is killed is not from us?

A person killed is a life, regardless of their language or religion..

Is it right to make mothers and fathers suffer the pain of losing a child, the child of a murdered mother?

Let’s fight not to kill, but to keep alive.

Let’s shout peace with our last voice to all the people of the world, let’s protect the peace!

UĞURCAN BAL

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun !


Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

Bu zafer ile birlikte tüm dünyaya Çanakkale geçilmez diyerek, düşmana korku dosta güven veren atalarımızla gurur duyuyoruz.

Onların bu ülke için yaptığı fedakarlıkları hiç bir zaman unutmayacağız. Ve bunları yeni nesillere aktaracağız.

Çanakkale Zaferimiz kutlu olsun!

18.03.2024

Uğurcan BAL

Anneme veda ! ..


Hayatınızda veda etmenin zor olduğu bir dönemi anlatın.

Hayatta manayı kaybettiğim ve halen bulamadığım o dönem annemin vefatı ve sonrası yani içinde bulunduğum dönemdir.

2019 yılı Aralık ayından beri adeta bir kabusun içindeyim. Yaşamıyorum, zorla nefes alıyorum ama bir yandan da yaşıyor gibiyim. Dedim ya ben manayı kaybettim diye hiçbir şeyin anlamı yok .

Hep bir bitsede kurtulsak havasındayım. Ne mi bitsin istiyorum. Bu dünya hayatı yer yer dünyadan nefret ederken buluyorum kendimi..

En güçlü kalemi kaybettim ben, en büyük Gülistan bahçemle vedalaştım ben onu Rabbime emanet ettim.

Her uyandığım gün, sabahları onun öldüğü aklıma gelir ve bu beni perişan eder. İçim yanarak uyanırım yataktan ..

Özlem doluyum sana annem,sana nasıl veda edebildim. Nasıl bu eller seni o soğuk toprağa koydu bende bilmiyorum…

Uğurcan BAL

Sizi neler sıkar?


Günlük yazma konuları
Sizi neler sıkar?

Beni en çok neler sıkar ?

Her zaman derim; Samimiyetsiz samimiyetler sıkar.

Sevmediğini, haz etmediğini bildiğiniz insanların gereksiz samimiyeti onlarla edilen sohbet sıkar.

Samimiyetini sevmediğiniz insanların sohbeti sizi sıkmaz mı ? Beni çok sıkar malesef ki yüzümden belli olur 🙂 Ah şu yüzümüz…

Sevdiğin biriyle izlemek zorunda kaldığın sevemediğin film, sevdiğin için izlemek zorunda kalırsın, hoş sevdiğin biriyle aynı ortamda olmanın mutluluğuda paha biçilemezdir.

Uzun yolculukta giderken, hafif uyku halinde telefonun müzik uygulamasının alakasız bir müziğe geçiş yapması da bazen beni sıkan seçenekler arasındadır.

Sonunu bilemediğimiz sorunlar, bitmeyen karanlık günler de beni sıkıyor.

Kısacası annem öldüğü günden beri 2019 yılından beri ben çok sıkılıyorum …

Sevgililer günü için 7 romatik aktivite ..


İşte Sevgililer Günü için romantik bir gün geçirmeniz için önerdiğim 7 aktivite:

  1. Özel bir akşam yemeği: Sevdiğinizle romantik bir akşam yemeği düzenleyin. Evde kendiniz yapabilir veya favori restoranınızda rezervasyon yapabilirsiniz.
  2. Piknik: Güzel bir hava varsa dışarıda bir piknik yapabilirsiniz. Sevdiğinizle beraber doğanın tadını çıkarın.
  3. Spa günü: Beraber bir spa günü planlayarak birlikte rahatlayabilir ve şımartılabilirsiniz.
  4. Yıldızları izlemek: Gecenin bir noktasında dışarı çıkarak yıldızları izleyebilirsiniz. Romantik bir atmosfer yaratmak için battaniye ve sıcak içecekler almayı unutmayın.
  5. Film gecesi: Evde romantik bir film gecesi düzenleyin. Favori romantik filmlerinizi seçerek birlikte keyifli bir zaman geçirebilirsiniz.
  6. Müze veya sanat galerisi ziyareti: Sanat ve kültür seven bir çiftseniz, bir müze veya sanat galerisi ziyareti romantik ve öğretici olabilir.
  7. Dans etmek: Evde romantik bir dans etme aktivitesi düzenleyerek birlikte eğlenebilirsiniz. Eğer dans etmeyi bilmiyorsanız, birlikte bir dans dersi almayı düşünebilirsiniz.

Ayrılık acısına ne iyi gelir ?



Ayrılık acısı, duygusal bir süreçtir ve herkes için farklılık gösterebilir. Bu süreci hafifletmek için bazı stratejiler şunları içerebilir:

  1. Duygularınızı İfade Edin: Ayrılık acısıyla başa çıkmak için duygularınızı ifade etmek önemlidir. Bu, yakın bir arkadaşınızla konuşmak, günlük tutmak veya terapistten destek almak olabilir.
  2. Kendinize İyi Bakın: Kendinize iyi bakmak, fiziksel ve duygusal sağlığınızı korumak için önemlidir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, genel olarak iyi hissetmenize yardımcı olabilir.
  3. Yeni Aktivitelere Katılın: Yeni aktivitelere katılmak veya ilgi alanlarınıza daha fazla zaman ayırmak, zihninizi meşgul etmenin ve yeni deneyimler yaşamanın bir yoludur.
  4. Destek Arayın: Ayrılık acısını yaşayan birçok insan vardır. Destek gruplarına katılarak veya çevrenizdeki insanlardan destek isteyerek bu süreci daha kolay atlatabilirsiniz.
  5. Zaman Verin: Ayrılık acısı zamanla azalabilir. Kendinize süreci geçirmek için zaman tanıyın ve acele etmeyin.

Herkesin ayrılık acısıyla başa çıkma süreci farklıdır, bu yüzden kendinize en uygun olanı bulmak için denemeler yapabilirsiniz. Eğer acınız çok şiddetliyse ve günlük yaşamınızı etkiliyorsa, bir uzmana danışmanız faydalı olabilir.

Nedir bu Yaşamak ?


Yaşamak, canlı bir varlık olarak dünyada var olmak, nefes almak, hissetmek, deneyimlemek ve etkileşimde bulunmaktır. Yaşam, büyük bir hediye ve aynı zamanda karmaşık bir süreçtir. İnsanlar ve diğer canlılar, doğada farklı şekillerde yaşarlar ve bu yaşam, her birimize benzersiz deneyimler ve öğrenme fırsatları sunar.

Yaşamak, sevinçleri, mutlulukları, heyecanları, başarıları ve zorlukları içerir. Yaşamın kendisi, sürekli değişim ve dönüşüm içindedir. İnsanlar olarak, kendimizi geliştirme, hedeflerimize ulaşma, ilişkiler kurma, sevdiklerimize zaman ayırma, ilgi duyduğumuz şeylerle meşgul olma ve dünyaya katkıda bulunma gibi amaçlarımızı takip etmek için yaşamı değerlendiririz.

Yaşam, anlamlarını ve amacını kişisel olarak keşfetmek için bize bir fırsat sunar. Kendimize, başkalarına ve çevremize değer katabilir, tutkularımızı takip edebilir ve hayatta istediğimiz deneyimleri yaratabiliriz.

Ancak yaşam aynı zamanda zorluklarla dolu olabilir. Kayıplar, hayal kırıklıkları, hastalıklar ve zorlu durumlarla karşılaşabiliriz. Ancak bu zorluklardan öğrenme ve büyüme fırsatları çıkarabiliriz. Dayanıklılık, esneklik ve pozitif bir zihniyet geliştirerek bu zorlukların üstesinden gelebiliriz.

Yaşam, anlamlı ilişkiler kurmak, sevdiklerimize sevgimizi göstermek, çevremizi korumak, kendimize ve başkalarına iyi bakmak, topluma katkıda bulunmak gibi değerli eylemleri içerir. Yaşamı dolu dolu yaşamak için kendimize zaman ayırmalı, içsel ve dışsal dengeyi sağlamalı ve hayatımızın anlamını keşfetmek için içsel yolculuklara çıkmalıyız.

Sonuç olarak, yaşamak, dünyada var olmanın, deneyimlemenin, büyümenin, öğrenmenin ve sevdiklerimizle anlamlı bir şekilde bağlantı kurmanın bir yoludur. Her birimizin yaşamı kendine özgüdür ve her birimiz bu dünyada anlam bulma ve tatmin duygusu yaratma potansiyeline sahibiz. Önemli olan, kendimize ve başkalarına değer katmaya, hayattan zevk almaya ve bir iz bırakmaya odaklanmaktır.

100. yazımız Hayırlı olsun !

Sıkılan parmak kaldırsın ?


Hayat bazen istediğimiz gibi gitmez. Mutluluğumuz kursağımızda kalır. Nefes almakta güçlük çektiğimiz ya da nefes alıp hayattan tat almadığımız günler olabilir.

Uzun süredir devam eden bitmeyen bir kış mevsimi içerisinde olduğunuzu hissediyor musunuz? Ben hissediyorum. Kısa süreli güneşli havalar görüp arkasından fırtınalı rüzgarlı puslu havalarla devam eden sancılı bir yaşam ne kadar kaliteli olabilir ?

Yaşadığımız uzun süreli sorunlar bizi iç dünyamıza itip, dışarı açılmamıza izin vermiyor. Hani diyorlar ya hayatta hep tatlı yemek olmaz, birazda acı yemeliyiz. İşte bizi bu sözle avutuyorlar. Çünkü acı daha ağır basıyor gibi hissediyorum. Arada tatlılar şöyle bir gösterip hızlıca akıp gidiyor.

Özellikle son 3-4 yıldır covid ve öncesiyle başlayan sıkıcı bir dönemden geçiyor gibi hissediyorum.. Hayattan tat alabiliyor muyuz sizce ? Herkeste şu kıyamet bir kopsa da yolumuza baksak, bizi bir salında kurtulalım gibi söylemler var.

Hayatın bu yıllarda devam eden çetin kış dönemi hiç bitmeyecekmiş o baharı arkasından gelen yazı hiç göremeyecekmişiz gibi hissediyorum. Bu kısa süreli mutlulukları insanlara güzel şeyleri paylaşmaya bağlıyorum. Güzel olanı içimizde saklayarak yaşamak gerek. Çünkü insanlara dışarıdan davulun sesi hoş geliyor, iki mutlu hikaye paylaşımını hayat size güzel olarak algılayıp nazar değdiriyorlar gibi hissediyorum. Neyse bunlar benim kişisel görüşüm.

Size güneşli güzel günler dilerim. Ama ben sıkıldım o yüzden el kaldırıyorum. Kalın sağlıcakla…

Uğurcan BAL.

Sevgi ölmez, Sevgi bitmez, Sevgi tükenmez …(SENİ SEVİYORUM BABA)


Uzun zaman oldu bloguma yazı yazmayalı… Bu yazıyı son aylarda yaşadığım acı dolu günleri anlatmak için yazıyorum..

Neyse gelelim konumuza;  babam ani bir şekilde hastalandı. Öncesinde mide ağrısı sebebiyle doktora gitti. Doktor midende hafif bir  yara var ilaç veririz geçer dedi. Üzerinden 1 yıl geçti babam bir gün fenalaştı ambulans geldi bir şeyin yok amca dediler gittiler ama babamın ağrıları geçmedi defalarca hastanelere gittik. En son evimizin yakınındaki büyük bir devlet hastanesine gittik. Büyük ve yeni yapılmış bir araştırma ve devlet hastanesi … Babamı saçma sapan şeylerle oyaladılar. En sonunda  “Pankreas Kanseri” olabilir dediler. Sonra başka bir devlet hastanesine gittik orada Pankreas Kanseri teşhisini koydular. O günden sonra acı dolu günler katlanarak çoğaldı. Pankreas Kanseri dediler çaresi yok dediler sinsi bir hastalık günden güne yayılır iyileşemez dediler onu dediler bunu dediler ciğerimizi yaktılar…

Sonra onu iyileştirmek için her yolu denedik. İnternetten araştırdık. Ünlü bir doktor bulduk özel bir hastaneye getirdik farklı bir kemoterapi uyguladık iyileşir diye. İnsülün tedavisi ve nokta vuruşlu ışın tedavisi 2 kere gördü  yaşasaydı 7 kez görecekti. Kısacası yaşamayacağı belliydi ama biz bir umut diye bu tedavileri uyguladık. ..

Tam bu sıralarda yeni bir işe başladım ama acılar yüzüne kendimi işe veremedim hatalar üstüne hatalar yaptım sonunda oradan çıktım çünkü babamın bana ve sevgime ihtiyacı vardı.

Babamın hastalığıyla birlikte ailemiz çoğalmaya başladı. Küs olanlar barıştı,  göremediğim akrabalarımı görmeye başladım. Hani derler ya her şerde bir hayır vardır işte bu da onlardan biriydi.  Hiç kimse babamın yerini doldurmayacak ama sahipsiz olmadığımı da hatırlatacak bana bu yüzden çok şanslıyım. İyi ki onlar var…

Bana Uğurcan evin reisi sensin ağlamayacaksın dik duracaksın dediler. İnsanlar için demek kolaydı ben canımın yarısını kendi ellerimle toprağa verdim bana erkeksin ağlamayacaksın ailenin reisisin dediler ağlamamak mümkün mü? Taş olsa taş çatlar bu acıya güzel gözlü temiz kalpli fedakar babamı koydum toprağa daha ötesi var mı bunun. Ölüm döşeğinde bile bizi düşünen  evin kirasını ödemem lazım diyen,  her defasında bize sevgisini söyleyen babamı kendi ellerimle koydum kara toprağa beni anca bilen anlar dik duracaksın demek kolay sen gel de bir içime sor nasıl yanıyor …

55 yaşında hayalleri olan artık dinlenmek isteyen babam yok artık.  Hayat hayal kurmak için çok kısaymış babam bana çok iyi bir ders verdin…

Ama yine de ayakta durmak zorundayım artık ağır bir yüküm var annem ve kız kardeşim için çabalamak ve çalışmak zorundayım. Genç yaşta büyük adam oldum artık yaşıtlarım aşk ve sevgilinin peşinden koşarken ben ekmek davamın peşinden koşacağım benim için aşk yok artık. Hoş üzülmüyorum ki zaten hiç olmamıştı bundan sonrada olmasa bir şey olmaz. Babamın bana emanetleri var onlara ihanet edemem.  Ben Uğurcan Bal aşk ve sevgili benim için yok artık benim için ailemin huzuru ve mutluluğu önemli bundan sonra onlar için yaşayacağım…

Senin kokunu ve sevgini hiç bir zaman unutmayacağım babam. Biliyorum sevgi bitmez sevgi tükenmez sevgi ölmez ölen sadece insanlardır… İnanıyorum ki ölüm bir son değil bir başlangıç dünyada ki vaktimiz dolunca sevdiklerimize kavuşacağız..