Blog

Çin’de Gizlenen Türk Piramitleri “Bilinmeyen Türk Tarihi”


Biliyor muydunuz?

Dünya etrafında bir çok piramit var. Bunların içinde en meşhur olanı Mısır piramitleridir. Çin’deki Türk piramitlerinden bahsetmeden önce gelin Dünya’nın diğer bölgelerindeki piramitlerin isimlerini sayalım..

İtalyan piramitleri (Etrüskler tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir.) Yunan Piramitleri, Kanarya Adaları Piramitleri, Sicilya piramitleri, Sudan Piramitleri, Avustralya Piramitleri (Avustralya’nın bilinmeyen tarihi olarak adlandırılıyor). Bosna Hersek Piramidi (2005 yılında bulundu. Halen içinde enerji bulunmaktadır.Tarihi sil baştan değiştirebilecek bir piramittir.) Sümer Piramidi (M.Ö. 4500 yılında yapılmış), MayaAztekİnka piramitleri..

Gelelim Çin’deki Türk Piramitlerine …

Çin’in Xi’an Kentinde bulunan Türk Piramitleri büyük bir gizlilik içinde saklanmasına rağmen, uydudan ve Çine gelen yabancılar tarafından fotoğraflanmıştır.

Xİ’AN şehrindeki Türk Piramidinden bir görünüm

Toplam olarak 100 adet piramit olduğu bilinmektedir. En büyüğü 300 metre civarındadır. Dünya’nın en büyük piramitidir.

Çin Hükumeti belli olmasın diye bu piramidin üstüne yaprakları hiç dökülmeyen ağaçlardan dikmiştir. Bu piramitler araştırılırsa Türklere ait olduğu ortaya çıkacağından ciddi anlamda saklanmaktadır.

300 metre yüksekliğinde olan Dünya’nın en büyük bu piramidine “Beyaz Piramit” adı verilmektedir.

Araştırmaya izin verilemediği için tahmini olarak M.Ö. 2500 yıl önce yapıldığı tahmin edilmektedir.

Uygur Türkleri veya Ön Türkler tarafından yapıldığı düşünülmektedir.

Beyaz piramidi ilk gören Amerikalı bir pilottur. 2. Dünya savaşı sırasında Hindistan’dan Amerika’ya uçuş yaparken bu gizemli piramitleri görüp fotoğraflamıştır. Yıl:1957

1994 yılında ise Alman arkeolog Hartwick bu piramitlere giderek bir çok fotoğraf çekmiştir. Bu fotoğraflara Çin tarafından el konulmuştur. Fakat Hartwick daha sonra gördüklerini bir yazıya dökmüştür.

Yazısında bu piramitlerin Çin kültürü ile uzaktan yakından bir bağlantısı olmadığını Ön Türklere ait olduğunu belirtmiştir.

*Bu Piramitlerdeki mumyaların Mısır’daki mumyalardan daha iyi mumyalanmış olduğundan bahsetmiştir.

*Bu piramitlere girmek Çin tarafından yasak olsa da Çinli köylülerin bu piramitlere girip yağmalama yaptığını yazısında belirtmiştir.

*Bazı piramitlerin bakımsızlıktan kötü duruma geldiğini görmüştür.

Xi’an kenti eski Uygur imparatorluğu toprakları içerisinde yer almaktadır.Doğal olarak bu piramitler Türklere ait olduğu kesinlik kazanmaktadır.

Bu piramitlerin içinden çıkan mumyalar Dünya’nın en güzel korunan mumyası olarak nitelendirilmektedir.Mısır mumyalarından daha eski olduğu ve Mısır’dakinden daha iyi bir şekilde mumyalandığı görülmektedir.

Böylece Mısırlıların mumyalama tekniğini Türklerden öğrendiği ön görülmektedir.

Bu iyi saklanan mumyaya Lolan güzeli adı verilmektedir. Yukarıdaki resimleri incelersek bu mumyanın kızıl saçlı, küçük burunlu, kalın dudakları ve uzun boyuyla kesinlikle Çinlilere benzemediğini görmekteyiz. Bölgede bulunan tek mumya Lolan güzeli değildir. Bir çok mumya bulunmuştur.

Lolan güzelinin üzerinde Ameliyat izleri de bulunmuştur. Dünya’nın ilk ameliyatı olarak dile getirilmiştir. Lolan güzelinde at kılından yapılmış ameliyat dikişleri bulunmuştur.

Bu piramitlerin duvarlarında Ay ve Yıldız simgeleri de bulunmuştur.

Ülkemizde malesef tarihini bilmeyen bazı yazarlar bu piramitlerin Çinlilere ait olduğunu ileri sürmektedir. Bununla ilgili Ön Türk araştırmacısı olan Kazım Mirşan’ın araştırmaları büyük önem taşımaktadır.

Bugün en şiddetli özlemlerin günü ANNE !


Yanı başımda otursan, başımı dizlerine koysam, elini özleyen saçlarımı şöyle bir okşasan ANNE !..

Dertler kapımda birikmiş, ama yanımda sen olsan ANNE !

Yarın işe gittiğimde telefonum çalsa, arayan sen olsan ANNE !

Bir daha kokunu koklayamayacak olmak ne acı, sana sarılamayacağımı bilmek kahrediyor beni ..

Bu sefer kaybettim, bu sefer yenildim ANNE ..

Sende gittin bittim ben , tükendim ANNE ..

Yokluğunla savaşmak çok yoruyor ANNE beni …

İşten eve geliyorum yine sen yoksun ANNE, bana şefkatli ve meraklı gözlerle bakıp yine sende bir haller var oğlum diyen yok ANNE..

Özlüyorum ben anne öyle bir özlüyorum ki yüreğim çığlık çığlığa bu çığlıklar sağır ediyor kulaklarımı…

Sen gittin kimseyi sevemiyorum ANNE! Herkesten her şeyden nefret etmek istiyorum …

En çokta özlemekten nefret ediyorum. O özlemek varya o özlemek, burnumun direklerini sızlatıyor, göğüs kafesimi ağrıtıyor..

Anne senin babaanne olduğunu göremeyeceğim, ben nasıl bir baba olacağım anne senden nasıl fikirler alacağım ?

Yeni bir yola girdiğimde kimden destek alacağım ANNE !

Düştüğümde kim kaldıracak beni düştüğüm yerden.. Sen bunu da yaparsın bunu da başarırsın diye kim söyleyecek ?

Hani sevdiğim kıza mısır keşkeğini yapmayı sen öğretecektin ANNE …

Sana yine kavuşabilecek miyim ANNE ?

Beni kışlaya uğurlarken duygulanan gözler nerede ANNE ?

Köpek gibi özlüyorum ANNE, ateşler içinde yanarak özlüyorum ..

Peygamber efendimiz, Hz. Muhammed (S.A.V.) oğlu öldüğünde, oğlunu kucağına alıp mezarlığa doğru dönerek, “Ey mezarlık! şu yüreğimdeki acı sende olsa ikiye parçalanırdın!” demiş.Acısını böyle anlatmış ANNE.. Benimde yüreğim acıyor ANNE benimde…

Sana sarılmak , sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum ANNE ..

Hayal kurmak , umutlarla yaşamak istemiyorum ANNE. Çünkü bütün hayallerim boynu bükük kaldı ANNEM..

Ben hiç mutlu değilim ANNE bu sefer hiç umutlu değilim..

Çığlık çığlığa bağırıp hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.

Hayat devam ediyor! Alışacaksın gibi sözlerin beni kandırmasından nefreeet ediyorum nefreeet !!

Ne sensiz alışılıyor ne de sensiz hayat devam ediyor, mış gibi yapıyor sadece.

Sevgin bende öyle büyük, öyle kutsal ki ANNE !

Özlemine alışmak zorundayım biliyorum yine devam etmek, yaşamak zorundayım…

Çaresizce geçiyor günlerim bu koronadan dolayı mezarına bile gidemiyorum seni özlüyorum ANNE…

Sen küçükken nefesimizi kontrol edermişsin ya ANNE, benimde senin nefesini kontrol ettiğim çaresiz günlerim oldu. Çaresizce gidişini izledim, sustum bu bedbaht günlerin bitmesini bekledim..

Çaresizce bakıp hakka yürüyüşünü izlemek bu yürüyüşü kabullenmek ne acı anne. Sırf ebeveynlerin mi için yanar çocuklarına ANNE, çocuklarında yanar içi, için için yanar hemde …

Özlem ve Sevgiyle Güzel ANNEM …

Yine çay içtim Baba! Yine sen yoksun !


Yine akşam vakitleri, ocakta demleniyor çayım..

Dumanı tütüyor çaydanlığımın,hasrete demleniyor çayım özleme sevdalanıyor..

Bana göre çay; huzur demek, aile demek, güven demek sen demek BABA ..

Yine çay içtim baba, yine özleme sarıldım, hayallere tutundum..

Yine çay içtim hem senin yokluğunun hem annemin yokluluğunun şerefine..

Orada da çay içiyor musun baba? Annem demli çay içme derdi hep sana …

Demli çay ve sigarayı ne çok severdin..

Şimdi orada annemde yanında mutlusun dimi ben acılar içindeyken, hasretlerle savaşırken..

Birinizin yokluğu sarmışken sokaklarımı, ikinizin yokluğuna alışmak için kıvranıyor caddelerim..

Her yudumda seninle sohbet ediyorum, çayı görünce sana olan özlemim hafifliyor baba..

Çayın kokusunu içime çekince sanki sen evdeymiş sin sanki hiç gitmemişsin gibi hissediyorum..

Çayın kokusu bana ayrı bir güven veriyor..

Çayın kokusu bana çınar ağacının gölgesinde bir soluk aldığımı hissettiriyor..

Çayın kokusu bana; yarım kalan hayalleri, tamamlanmış cümleleri, boynu bükük gülleri hatırlatıyor..

Yine çay içtim Baba! Yine sen yoktun ! Efkarlandım gittim en sevdiğin şarkıyı açtım ..

Kömür gözlüm sende sevda ne arar ?

Adil ve Liyakatli “1 Mayıs”


Bugün işçinin günü, bugün bitmeyen umutların, emeğin, ekmeğin günü …

Bugün liyakatin günü diyebilsem keşke, iş hayatında adaletin olduğundan bahsede bilsem keşke.. Ama unutmayın! Allah’ın, adaleti günün sonunda her zaman tecelli edecektir. O yüzden üzülmeyin,inadına gülümseyin 🙂

İş hayatında bir yerlere gelebilmek için işi bilmek önemli değil, padişahım çok yaşa demeyi bilmek gerekiyor bazen…

Günümüz iş hayatında, işi bilmekten ziyade süslü havalı cümlelerle kendini pazarlaman önemli olan…

Bir yerlere gelebilmek için işi öğrendiğin insanların da üstüne basıp geçmen gerek…

İşçi olmak demek, Soma da yerin kilometre altında kömür çıkarırken ölmek demek,

İşçi olmak demek, Çocukların evde tok yatsın diye kendin  aç olabilmek demek,

İşçi olmak demek, alın teriyle tırnaklarınla kazmak demek toprağı,

İşçi olmak demek, aslanın midesindeki ekmeği çıkarıp oradan almak demek…

İşçi 8 yaşında bir kız çocuğu, işçi 22 sinde bir anne, işçi emekli bir polis memuru ..

İşçinin gözlerinde ekmeğinin derdi, heybesinde çocuklarına sevgi..

İşçi olmak; tarlada toprağa hayat ekmek, doğumhane de hayata merhaba dedirtmek, kara tahtanın önünde öğrencilerine ışık olmak demektir.

İşçi bir ülkenin bağımsızlığı,özgürlüğüdür.Emek olursa özgürleşirsin, güçlenir söz sahibi olursun.

Daha Adil, Liyakatin olduğu yarınlara inanmanın umuduyla …

Sizce Kâbe’yi ne zaman kapattık ?


Bildiğiniz üzere Korona önlemleri yüzünden Kâbe de tavaf durdu. Bu durum tüm Müslümanları derinden üzse de sizce biz Kâbeyi ne zaman kapattık?

Bu yazımızda Müslümanların kalbine sesleneceğiz..

**Sizce biz küçük bedenler sahillerimizin kıyısına vurduğunda Kâbeyi o zaman kapatmış olmadık  mı?

**Bebeklere kadar tecavüz edildiğinde Kâbe açık mıydı o zaman sizce ?

**Yalan yere şahitlik ederken hiç düşündünüz mü Kâbeyi ?

**Sivas’ta canları yakarken Allah Allah nidalarıyla o güzelim Allah kelamıyla hemde o zaman Kâbeyi kapatmadık mı sizce?

**Hz. Ali’yi camii de yeterince Müslüman değilsin deyip katlettiklerinde  peki …

**Bakkaldan ekmek çaldığında komşunun oğlu hapise attılar, sen komşun açken tok yattın ya o zaman …

**Orta-doğuda Müslümanlar birbiriyle savaşırken …. ?

**Kadına şiddet yaparken peki …

**Kalpleri kırdığımızda umarsızca o zaman açık mıydı Kâbe?

**Çırağın ustanın önüne geçip, ustasını ezdiğinde peki ??

**Özgecanları, Aybukeleri vahşice öldürdüklerinde …

** Zengin parayı basıp hiç bir ilham almadan tavaf ettiğinde Kâbeyi , sonra hacdan dönüp   her türlü ahlaksızlığı yaptığında …

**Zengin, evli yaşlı iş adamları genç kızları sevgili diye alırken … ?

**Çocuk gelinler, koca adamlara eş olurken Kâbeyi kapatmadık mı ?

Biz Müslümanlığı doğru dürüst yaşatıp, koruyamadıktan sonra Kâbeyi  boynu bükük olarak açık bırakmış oluruz anca.. Etrafında feyz almadan dönen binlerce insanla, etrafına dikilen yüksek katlı otellerle Kâbeyi çoktan boynu bükük bıraktık bile…

 

Gökyüzünde sıra sıra dizilmiş ışıklar gördünüz mü? “Starlink Uyduları”


Son günlerde gökyüzünde sıra sıra dizilmiş ışıkları görürseniz korkmayın.Uzaylılar henüz bizi bulmadı 🙂

*SpaceX teknoloji şirketi yani Elon Musk kendi tasarladıkları  telekomünikasyon uydularını yörüngeye yerleştirdiler. Sıra sıra yörüngeye gönderilen bu uydular gökyüzüne baktığımız da sıralı halde dizilmiş ışık demeti olarak gözükmektedir.

*Bu uyduların adına “Starlink Uyduları” ismini verdiler.

*Starlink uydularının amacı; dünyanın en ücra köşelerine yüksek hızda ve ekonomik fiyatlarda İnternet hizmeti vermektir. Elon Musk 2015 yılında bu proje hakkında bilgi vermişti. Oldukça iddialı ve yüksek maliyetli bir proje olarak hayata geçmektedir.

*SpaceX teknoloji firmasının bu projesiyle dünyada internetin ulaşmadığı yer kalmamış olacak..

*Elon Musk bu proje ile yörüngeye 42 bin adet uydu göndermeyi planlıyor.Evet yanlış duymadınız 42 bin adet uydu yörüngeye gönderilecek. Dünyanın her yerine interneti ulaştırmak kolay olmasa gerek.

*ABD’nin veri tabanlarındaki kayda göre insan oğlu gökyüzüne Nisan 2020 yılına kadar toplam 9447 adet uydu göndermiş bulunmaktadır. Elon Musk’ın hedefi 42 bin adet uydu olduğuna göre gelin bu projenin büyüklüğünü siz düşünün..

*Elon Musk şuana kadar 422 adet Starlink Uydusunu uzaya göndermiştir.

uyduu

*İleri de bu uyduların gökyüzünde ışık kirliliğine neden olacağı ön görülmektedir.Yani 5-10 yıl içinde gökyüzüne bakınca hepimiz bu uyduları görebileceğiz.

*Starlink uyduları yakıtında Kripton Yakıtı kullanan ilk uzay aracı olarak tarihe geçmiştir.(Kripton yakıtı : kimyasal bir element)

*Uydulara çarpışma önleyici mekanizma yerleştirdiler.42 bin adet uydu birbiriyle çarpışmasın diye..

*Bu proje ile birlikte ilerleyen yıllarda internet, fiberoptik kablolardan çıkıp uydular aracılığıyla iletilmiş hale gelecektir..

*Elon Musk’ın en çılgın projesi olarak konuşulmaktadır.

*Elon Musk verimliliğe ve optimizasyona büyük önem vermektedir.

*Turksat-5A Haberleşme uydumuzu 2020  yılının son çeyreklerinde Elon Musk’ın Falcon 9 roketi uzaya gönderecektir.

*Gönderilen uydu sayısı arttıkça İnternetin kapsama alanı ve hızı da artmaya başlayacaktır.

*İlk hizmet Kanada’nın belirli bölgelerine verilecektir.

*Starlink uydularını görmek istiyorsanız.Bunun için tasarlanmış bir web sitesi var.  ( findstarlink.com) Size bulunduğunuz bölge de ne kadar sürede bu uyduların görülebileceğini göstermektedir.

tarlim

Bu proje ileri de yaşamımızı büyük ölçüde etkileyeceğe benziyor. Kısaca teknoloji her yer de ve uygun fiyatta olacak..Bakalım daha neler göreceğiz..

NOT: Bu yazımız  Barış Özcan‘ın araştırmalarına göre hazırlanmıştır. Kendisine bu bilgiler için teşekkür ederiz.

Koronalı zor günlerde “Psikoloji”


Koronavirüsün sosyal yaşantımızı kısıtlamasından sonra hepimiz evlere kapandık.

Bir kısmımız eve kapanırken işe gitmek zorunda olanlarımız da var..

Zor günlerden geçiyoruz ne Ramazanı tam anlamıyla yaşayabiliyoruz ne de insanlarla olan diyaloğumuz  istediğimiz gibi ..

 *Havalar da gittikçe ısınmaya başlıyor dışarıda gezilecek bir hava var  ama bizler evdeyiz bütün olumsuzluklar üst üste geldiği için psikolojimiz iyi değil. Hoş toplumca psikolojimizin iyi olduğu da söylenemez. 🙂

*Toplum, sağlık çalışanlarını alkışlıyor ama yolda formalı bir sağlık çalışanı görünce yolunu değiştiriyor 🙂

*Bu zor günlerde dostlarımızın da gerçek yüzünü tanımış oluyoruz. Bir insanı en iyi zor günlerde tanırsın demiş zaten büyüklerimiz ..

* Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!  Bakara 155. Ayette tam da bugünleri söylüyor, o yüzden her ne olursa olsun sabretmek zorundayız…

26.04.2020 Koronavirüs Dünyadaki Durumu Aşağıdaki gibidir ..

dün

*Dünyada hastalığın seyri bu şekilde iken bu süreç bittiğinde psikoloji uzmanlarını uzun mesaili günler bekliyor.

*Psikoloji bozan hareketler; Sürekli el yıkamaktan cildimizin kuruması, toplu taşımada sosyal mesafe kuralına uymayanların bize yaşattığı korku, bir de yerlere tüküren kımıl zararlıları var…

Neyse yine de bir şeylerle temas halinde ellerimizi yıkayalım. Maskemizi de takmayı unutmayalım. Evlerimizi düzenli aralıklarla havalandıralım. Sosyal mesafeye dikkaatt ! 🙂

 

Paris’in yer altında bir Paris daha var ! “Katakomp”


Biliyor muydunuz ?

Paris’in yer altında neredeyse Paris kadar büyük sonu belli olmayan bir yer altı şehri var.

Gelin kısa maddeler halinde Paris’in bu ürkütücü yer altı şehrinden bilgiler edinelim.

  • Bu yer altı şehrinde çeşitli tarikatların toplanıp ayinler yaptığı bilinmektedir.
  • Bu ayinlere ünlü isimlerinde katıldığı söylenmektedir.Bu ünlülerin isimleri paylaşılırsa yer altında yaşayan herkesin can güvenliğinin tehlikeye gireceği düşünülmektedir.
  • Paris’teki bu yer altı şehri, 250 kilometrelik karmaşık bir tünel ağına sahiptir.
  • Yer altı mezarlarında 6 milyon kişinin kemiklerinin olduğu tahmin edilmektedir.
  • Bu yer altı mezarlarının küçük bir kısmı kamuoyuna açıktır.Yer altı mezar meraklılarının yasa dışı olarak gizli geçitlerden geçerek keşiflerde bulunup içeride gizlice partiler yaptığı bilinmektedir.

sebn

  •  Ziyaretçiler 20 m. aşağı inerek bu yer altı şehrinin 2 km.lik kısmını ziyaret edebiliyorlar.
  • Aynı zamanda 18. ve 19. yüzyıllarda mezarlıkların dolması ve çürüyen bedenlerin içme suyuna karışıp toplum sağlığını tehdit etmeye başlamasıyla , salgın hastalıklardan ölen insanların gömülmesi için kullanılan bir tünel olarak bilinmektedir.

asi

  • Bu yer altı mezarlarına Katakomp adı verilmektedir.
  • Turist olarak kamuya açık kısmını geze bilmenize izin verilmektedir.
  • Bu yer altı şehrinin girişinde “Buraya girenler umudu arkasında bıraksın”  (
    lasciate ogne speranza voi ch’intrate) cümlesi yazmaktadır.
  • Bu yer altı şehri ile ilgili bir çok film yapılmıştır. 2014 yılı yapımı “Derin Kabus” adlı filmi izlemenizi tavsiye ederim.
  • Filmde ilginç bir şekilde Türkiye’den de söz edilmektedir.

Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı “Ramazan”


Bizi Ramazana ulaştıran Yüce Allah’a şükürler olsun.

Koronavirüs sebebiyle bu sene Ramazanı evlerde geçirmenin verdiği hüzünle bu yazıyı kaleme alıyorum. İftarların tadı kalabalık dost sofralarıyla daha güzel geçerdi. Camii’de cemaatle kılınan Teravih namazları Ramazanın en sevilen ibadetlerindendir.  Pandemi nedeniyle Ramazanın bu güzel özelliklerine kısıtlama getirildi.

Çoğumuz evde Teravih Namazı  nasıl kılınır diye araştırmaya başladık. Bugün ilk orucumuzu açıp ilk Teravih Namazımızı kılacağız.

Sizler için bir kaç araştırma yaptım.Peki Teravih Namazı ne zaman ve nasıl kılınır?Ben anladığımca aşağıda açıkladım ama siz yine de bir İmamdan bilgi almaya çalışın.

1-) Teravih Namazı; Yatsı Namazının 4 Rekat Sünneti, 4 Rekat Farzı ve 2 Rekat Son Sünneti kılındıktan sonra kılınır. Yani Teravih namazı, yatsı namazın 2 rekatlık son sünnetinden sonra kılınır.

2-)Teravi namazını kılmaya başlarken niyet ettim Allah rızası için Teravih namazını kılmaya denir ve tekbir çekilerek namaza başlanır.

3-) Teravih namazı toplam 20 rekat kılınması uygun görülmektedir.

4-)Teravih namazının hemen ardından vacip olan Vitir namazını da kılmayı unutmayınız.

5-)Teravih namazını her 2 rekatta bir veya her 4 rekatta bir selam vererek kılabilirsiniz.

Umarım bu bilgiler size faydalı olmuştur.

Ramazan ayınızı en içten dileklerimle  kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı, Hoşgeldin Ey Şehr-i RAMAZAN ..

 

En büyük bayram bu bayram kutlu olsun ’23 Nisan’ ! ☾ ★


☾ ★

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramına özel yazımı, dilim döndüğünce 23 adet cümle ile özetledim. Keyifli okumalar dilerim…

1.)TBMM 23 Nisan 1920 tarihinde benimde hemşehrim olan Sinop mebusu Şerif beyin  açılış konuşmasıyla açılmıştır.

2.) 100 Yıl önce bugün, Türk’ün büyük devrimi tüm dünyaya duyuruldu.

3.)100  Yıl önce bugün, “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir! ” sözüyle Türk Milleti , bu kutlu güne ulaştı.

4.)Kimsesizlerin kimsesizi olan Cumhuriyetimizin, meclisinin 100. yılı bugün..

5.) 100. yılı koronavirüs  nedeniyle evlerde büyük bir coşkuyla kutlamaya çalıştığımız bugün de, bütün siyasi görüşler, farklı renkler ve seslerle birlikte çok güzeliz!

6.)100 yıl önce Kuvâ-yİ Milliye ruhuyla tüm esir halklara bir umut ışığı olduk.

7.)Halide Edip, Sultanahmet  meydanında milletin kalbine, ruhuna seslendi.

8.)Hasan Tahsin korkusuzca düşmana ilk kurşunu attı.

9.)Cumhuriyet bu korkusuz evlatlarından güç alarak 100. yılına geldi.

10.)Mustafa’m 19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir güneş gibi doğdu.

11.) Amasya Genelgesi ile Sivas’ta hemen millî bir kongre toplanması kararlaştırıldı.

12.) Amasya Genelgesinde dikkat çeken cümle; “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ..

13.)Sivas Kongresinde işgal edilen Türk topraklarının kaderi görüşüldü.

14.)Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti birleştirilerek vatanın tek bir güç altında savunulması sağlandı.

15.) “Size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!”  sözü Türk Devriminin nasıl zor şartlar altında gerçekleştiğini anlatıyor.

16.)Atalarımız ölümü göze alarak bu vatanı savundu.

17.)Ayşe’m bebeğinin kundağında cepheye erzak taşıdı.

18.)Fatma’m  dağlarda destan yazarak yunana dersini verdi.

19.)Seyit onbaşı gücünden büyük gülleyi bataryaya yerleştirerek, Çanakkale’nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi.

20.)Anaların dualarıyla, on beşlilerin kanlarıyla bu vatan bağımsızlığına kavuştu.

21.)Sakarya meydan muharebesiyle birlikte Anadolu’ya Türk Baharı tüm kararlılığıyla gelmeye başladı.

22.)Mustafa’m 23 Nisan 1920 tarihini aynı zamanda Çocuklara armağan etti.Böylece ulusal egemenliğimizin tayin edildiği bugün, ayı zamanda çocuklarımız içinde özel bir gün haline geldi.

23.)Daha güçlü etkin bir meclis temennisiyle..

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 100. Yılı Kutlu Olsun ! ..

                                                         Nice 100 yıllara.