Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına …


Sevgili takipçilerim uzun bir aradan sonra yeni yazımla sizlerleyim. Ve yeni  yazılarımla sizlerle birlikte olmaya özen göstereceğim..

Gelelim bugün ki konumuza : “Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına…”

Bu yazımda, öğrencilik hayatımın enlerini paylaşarak, öğrenci kardeşlerime önerilerimi aktaracağım…

Amacım; cümlelerimle kimseyi hedef almak değil, sadece yaşanmışlıkları dile getirerek, yeni kuşaklara örnek olmak istiyorum…

İlkokulda haksızlığın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bir hocam nasıl öğrenci kayırılır, nasıl öğrenmekten ve öğrenci olmaktan nefret edilir bunu öğretti bana. Bu cümlelerimi 25 yaşına gelmiş bir birey olarak halen tekrarlıyorsam ve hafızamda halen kötü anılar mevcut ise bu demek oluyor ki ,bu öğretmenimiz mesleğine aykırı davranışlarda bulunmuş, umarım bir yerlerde halen öğretmen ise bu davranışlarını tekrarlamıyordur…

1-Bir sınıfı tenefüs saatinde dersliğe kilitlemek öğretmenliğe aykırı bir davranıştır. Bu davranış haksızlıklara susan, korkan ve uyuyan toplumlar yaratır .. Gencecik beyinlere etkisi ağır olur..

2- Dersine parmak kaldırmayan öğrenciye sınıfın ortasında “ne olacak senin bu miskinliğin, senden adam olmaz” diyerek öğrencinin gururu kırılmaz. Öğrenci derse teşvik edilir. (O senden bir şey olmaz dediğin öğrenci varya hocam bugün neler yapıyor inanamazsın !)

3- Belli bir dönemden sonra gelmiş öğrencilerim çok tembel onlar bunu sınıfın başarısını düşürüyor, mini mini bir ken tanıdığım öğrencilerim ayrıdır ne de olsa onlara herşeyi ben öğrettim deyip öğrenci ayrımı yaparak iyi bir öğretmen olunmaz. Kibirde zirve yapmış olunur. Gerçek başarısızlığın öğretmende olduğunu gösterir..

Yazacağım çok şey var ama bunlar bir kaçı çok uzatmak istemiyorum, bu öğretmenimden tayini çıkması münasebetiyle kurtuldum, sevinçten hüngür hüngür ağladığım o günü bazen hatırlarım…

Ortaokulda sosyal bilgiler dersinde bir hocam, beni eleştiren bir kompozisyon yazın demişti. Sanırım eleştirilerim onu öylesine sarsmış olmalı ki bir dönem boyunca en sevmediği  öğrenci haline geldim. Özgürce, hakaret etmeden saygı çerçevesinde  yazdığım bir kompozisyon nedeniyle ” istenmeyen öğrenci ” ilan edildim. E tabi ders sosyal bilgiler olunca konuda “Tarihimiz olunca” -hiç abartmayacağım öğrencilik hayatım boyunca bu dersden sınıfta en yüksek notu alan öğrenciler sıralamasında her zaman birinciliğe oynamışımdır. Ve bir gün sınav sonuçları açıklanırken; İstenmeyen Öğrenci, Notun : 78,5 (sınıfın en yüksek 2. notu, itiraz etsem belki de en yüksek notuydu..) hemen ardından  hocamın yorumu şöyle :

-Bu derste istemediğim öğrenciler en yüksek  notu alırken, sevdiğim öğrencilerin düşük not alması beni üzüyor. (Yapma be hocam ! bir eleştiri yüzüne benden bu kadar mı nefret ettin?) 

Ve Lise …

Baraj bir ders olan bugün ekmeğini yediğim “Veri Tabanının Temelleri” dersinde yaşadığım hezimete gelelim.

Hocamız bir proje ödevi vermişti ve bu ödevide ders de hiç göstermedi, bu konuyu başka bir derste x isimli hocanıza sorup öğrenebilir siniz, dedi ? Neyse dedik araştırmak güzeldir, insanı zinde tutar…  Ama araştırmanız için gerekli şartlar bir türlü oluşmuyorsa, sorup öğreceğiniz insanlar kapı duvar ise öğrenmek eziyete dönüşür.  O dönemde internette öğrenebileceğiniz bilgide çeşitlilik yoksa beklenilmez sona yaklaşmış olursunuz. Proje ödevini yapabildiğim yere kadar yapıp, bitiş günü geldiğinde hocama sundum, doğal olarak istenileni tam olarak yapamadığım için (Öğrencilik hayatımda yapamadığım tek ödevdir) acımasız bir şekilde “Proje Ödevi Notum : 0-sıfır” olarak e-Okul sistemine girildi. (Bare çabam için notumu 25 olarak girseydin be hocam) Yazılı sınavlardan 4 ile geçsemde  o dönem de Proje Ödev Notu büyük önem taşıdığı için notum 2’ye düştü. Baraj dersimin 2 olması nedeniyle Teşekkür Belgesi‘ni alma hakkını da kaybetmiş oldum.  O gün yaşadığım hezimet, öyle bir içime oturmuş ki, bugünlerin temelini o gün attımışım, bunu şimdi daha iyi  anlıyorum.  Zira İstanbul’un en büyük Eğitim ve Araştırma hastanelerinin birinde milyonların veri tabanında sql sorguları yazıyorum …

Sevgili öğrenci kardeşlerim, bu yazımı ne  için yazdım biliyor musunuz?

-Size bir umut olabilmek için. Çünkü ben defalarca umutları elinden alınmış olan bir bireyim. Dersler de yaşadığınız başarısızlık veya hocanızın ve büyüklerinizin  olumsuz yorumları sizin tembel bir öğrenci olduğunuz anlamını taşımaz. Siz eğer kendinize güvenmiyorsanız, baştan kaybetmişsiniz demektir. Her zaman kendinize güvenin, olumsuz cümleler her zaman olacaktır, bunlar sizin daha da azimle çalışmanıza vesile olsun ve daima bir hedefiniz olsun. Ve şunu da unutmayın,  Mustafa Kemal ATATÜRK gençliğe hitabede ne diyor : – Ey Türk istikbalinin evlâdı! …. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Ve sizde unutmayın …

Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!

Umut dolu yarınlarınız olsun. Bir başka yazıda görüşmek dileğiyle..

Uğurcan BAL

 

 

Mücadele ile geçen bir öğrencilik yıllarından, iş hayatına …” için 2 yorum

  1. Çok güzel bir yazı bizi aydınlattığın için teşekkürler Uğurcan bey.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: